Beni Kutlamalısın, Sigarayı Bıraktım

05/30/202011 dakikalık okuma



14 senelik aktif içicilik dönemimin akabinde 55 gündür sigarayı ağzına sürmemiş bir birey olarak tecrübelerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Çok yaygın bilinen tabularla sarmalanmış olan sigara endüstrisi tarihin belki de en büyük algı operasyonu. Bu zehir çubuklarını çepeçevre sarmış bu kompleks ağı kendi motivasyonlarımı da araya sıkıştırarak aktarmak benim için önemli.



İki ay önce bir gece susuzluğumu gidermek için beş dakikalığına terkettiğim yatak odasına dönüşümde yoğun bir sigara kokusu karşıladı beni. Evladıma ben her gece bu havayı solutuyordum! Dişimi yatmadan fırçalamama rağmen ciğerlerin alvoellerinin üzerine yapışan katranın kokusu uykuda ortaya çıkıyordu! Üstelik koku hissi azalmış olan benim farkedemediğim kimbilir daha ne tür sağlıksız ve rahatsız edici etkileşimlere maruz bırakıyordum oğlumu. Film şeridi gibi önümden üzerime kokusu sinen, külleri yapışmış kıyafetimle ona sarıldığım, her balkona kaçışımda onu arkamdan ağlattığım anlar geldi ve beynimden vurulmuşa döndüm. Birkaç saat uyumamadığım o saatlerde aslında startı vermiş, sigarayı bırakmayı kafaya koymuştum.













Sigara içen birine söylenecek en lüzumsuz şey sigaranın sağlığa zararlı olduğu, akciğer, kan kanserine sebebiyet verdiğini anlatmak veya su içine sigara dumanı üflenen sofistike deneyler izletmektir. Sigara içen her birey sağlığının elinden gittiğini zaten bilmekte ve bunun azabını sürekli içinde yaşamaktadır. Sadece şimdiki andan keyif belki 10-15 sene sonra yaşayacağı kanser korkusuna ya da bacak kesilme operasyonuna ağır gelmektedir. Dolayısıyla sağlıkla kimse motive olamaz. Sigara içmeyen arkadaşların empati yapabilmesi açısından şeker bağımlılığı oldukça güzel bir örnek. Toplumumuzn yüzde 95'i rafine şeker bağımlısı ve günde ihtiyacı olan şekerin çoğu zaman 50-100 katını bünyesine alıp iç organlarını tahrip etmekte, obez olmakta ve en az sigara kadar tehlikeli sağlık sorunları ile karşılaşmaktadır. Herkes bunu kabul etmekte ve bilmekte ancak bir sonraki şeker krizinde ağzına baklavaları, çikolataları tıkıştırmaktan geri durmamaktadır. Neden? Birazdan geleceğim.



Sigarayı bıraktığım gün kahve içmeyi de bıraktım. Günde 3-4 kupa filtre ya da çözünebilir kahve içen ben son 55 günde sadece bir fincan Türk kahvesi içtim, onu da eşim sormadan yapmış bulunduğu için. Farkettim ki kahve sigaram ile kovalent bağ ile bağlanmıştı, onu içmek tahini pekmezsiz kaşıklamak ile eşdeğerdi. Dolayısıla hiç içmemek çok daha kolaydı. Ancak bütün bağlar sigarasız vazgeçebilecek şeyler değil maalesef. Haliyle kahvaltıyı, yemeği, seyahat etmeyi, kavga etmeyi, molaları, strese girmeyi vs vs bırakamadığım için tek çarem bunları sigarasız yapmayı öğrenmekti. Nasıl olduğunu köle tiryakilerin neden sigara içtiğini bilimsel olarak anlamaya çalışarak aktarmaya başlıyorum.



Sigara insana iki bağ ile bağlanır. Biyolojik bağ aslında iyonik bağdır ve vücudun nikotin bağımlılığından başka birşey değildir. Nikotin ise tütün bitkisinin yenmemek amacıyla börtü böceği kendisinden uzak tutmak için salgıladığı bir zehirden başka birşey değildir. İkinci bağa gelmeden önce burada biraz detaya girmemiz gerekiyor. Günün ilk sigarası içildikten sonra Nikotin-sigara grafiğinde görüldüğü üzere çekilen dumanın alvoellerden özümsenip nikotinin damıtılması ile beraber kandaki nikotin oranı hızlıca yükselişe geçer. Bunu farkeden vücut yukarıda değindiğim gibi nikotinin hemen zehir hatta sinir sistemi zehri olduğunu farkedip bundan temizlenmek için karaciğer ve böbrekleri devreye sokarak nikotin oranını düşürmeye başlar. Mesanede biriktirilen nikotin dışarı atılır. Bu sebeplerledir ki sigara içenlerde yüksek oranları böbrek-mesane kanseri görülür. Akabinde hiç sigara içilmediği takdirde kandaki nikotin seviyesi ilk 12 saatte hızla azalır, 2 hafta sonrasında ise komple sıfırlanır.







İçinizdeki bağımlılar mutlaka 'ama çok güzel bir his, içmeyen anlamaz' diyordur. Peki her zaman mı güzel bir histi sigara içmek? Yılların tiryakileri ilk içtikleri sigarayı hatırlıyor mu acaba? Ciğere çekerek içmeye çalıştıkları o ilk sigara iğrenç, mide bulandırıcı, insanın betini benzini attıran, dizlerin bağının çözen bir etkiyle eminim bünyelerini mahvetmişti. İşte bundan dolayıdır ki sigaranın insan vücudundaki etkisini açıklamak için biraz daha detaya girmek gerekiyor.



Sigara bir sinir zehiridir dedik. Etkiyi anlayabilmek adına sinir hücrelerini aklımıza getirmemiz gerekiyor. Ortaokul bilgilerinizi canlandırmanıza gerek kalmaması için görseli de paylaşarak açıklamaya çalışayım. Çekirdeğe gelen verinin hücrenin kalın kolu aksonda miyelin kılıf vasıtası ile iletilmesinin sonrasında iletilecek data cinsine göre akson uçlarında data balonları oluşur. Bu balonlar diğer sinir hücresine temas etmeyen sinaptik boşluğa içlerindeki sinirsel uyarıyı boca eder ve diğer sinir hücresinin reseptörleri bu uyarıyı algılar.











Bu sinirsel uyarının datanın cinsine göre sinaptik geçişini sağlayan molekülleri vardır. Bu moleküllere genel olarak nörotransmitter adı verilir. Bu nörotransmitterlerden dikkat, hafıza ve motivasyon işlemleri için gereken uyarıyı çözümleyen molekül ise asetilkolindir. Gel gör ki -buraya dikkat- vücuttaki nikotinin etki ettiği molekül de asetilkolindir. İşte burada dananın kuyruğı kopuyor! Demek istediğim vücudun her yerine dağılmış olan asetilkolini algılayan resptörlerin nikotini de algıladığı. Ancak asetilkolin fısıldarken nikotin tabiri caizse can havliyle bağırmaktadır. Nikotin ilk vücuda girdiğinde işte bu yüzden insanı yukarıda saydığım gibi yarı felçli hale getirir ve vücuttan atmak için çalışır da çalışır. İğrençtir ancak sigara içmeyi kafasına koyan kişi dumanı santim santim daha aşağı indirebilmek için uğraşır. Herkes bunu yaşamıştır. Bir arkadaşım yağmurda sigara içemediğini anlatmış ve benden yardım istemişti, perhizi, lahana turşusunu siz düşünün artık.



Burada herkesin o ilk içtiği sigaraya geri dönmesi gerek. Benim ilk sigaram halen en iyi arkadaşım olan Tunahan'la üniversiteye hazırlanma aşamasında bir Ramazan'da olmuştu. Bir paket Samsun alıp içinden birer tane alıp içmeye çalışmıştık ama sonuç tabi ki hüsrandı. Kömür gibi iğrenç bir tat bedenimizi kaplamış, kaldırım kenarına kendimizi zor atmıştık. Tunahan son sigara ile fantezisini de gerçekleştirmek için 'Bak ortak, şimdi İbrahim Tatlıses gibi içececeğim' demiş, sigarayı ortadan ikiye bölüp yakmıştı :) Sigara bizim için tam bir hayal kırıklığı idi ve 'bu ne lan' tepkisi ile paketin geri kalanı çöp tenekesini boylamıştı.



Peki ne oldu? Taşra'da Fen Lisesi okumuş, en büyük kaçamağı hamburger yiyip sinemaya gitmek olan ben, tuvalet terlikleri ile tüm sınıfın olduğu etüte giden, montuyla uyuyan ben daha büyük bir çılgınlığa ihtiyaç duydum. Istanbul'a her yeni gelen çömezin bir halt sandığı Eminönü'nün güvensiz sokaklarında turlarken Ayetel Kürsi korumasının yanında bir de sigara kamuflajına ihtiyaç duydum. Feriköy sokaklarında 3 tl 25 kuruşa aldığım Muratti paketini bitirene kadar canım çıkardı. Ama zorlaya zorlaya bir içici olmayı başardım. Tam emin olmamakla birlikte ev arkadaşlarım TaTu'ya (Tahir ile Tuna, böyle saçma bir kısaltma kullanıyorlardı bir ara) sigarayı ben alıştırdım. Bu saçma bakış açısı daha dürüst olmak gerekirse ergen donanımsızlığının getirdiği eksik özgüven bana kimbilir ne kadar zaman, para kaybettirdi, yaşamıma normalden kimbilir ne kadar fazla stres yükledi!



Şimdi burada, bırakmak isteyenlerden ricam benim kadar dürüst olmaları. Burada açık konuşmazsak bilim de bir yere kadar motivasyon sağlar. Hepimiz sigaraya karakterlerimizin tam oturmadığı, özenti ve taklitçi olduğumuz bir dönemde başladık. Yani her sigara içen şu anda olmasa bile başlarken tam bir karaktersiz idi! Doğru mu? Bence sonuna kadar doğru. Peki bir karaktersizlik deneyimini yıllar yılı devam ettirmek hangi davranış sınıfına girer? Bunu siz cevaplamalısınız.



Tekrar bilime dönersek.. Nikotin ısrarla asetilkolin reseptörlerini taciz etmekten harap düşecek iken reseptör kendi çapında bir önlem alıyor ve haykıran nikotine karşı önlem alarak kulaklarına tıkaç takıyor. Teşbihte hata olur diyorsanız daha genel bir ifade ile nikotin zehrinin sürekli girdisi ile beraber artık bünye süreci normalleştirmeye başlıyor, dolayısıyla sigara artık iğrenç gelmemeye başlıyor. Tıkaç sürekli takılı olduğu için ise reseptör bu sefer sessiz asetilkolin yerine bağıran nikotini aramaya başlıyor. Haydi, nur tipi gibi bağımlılığınız hayırlı olsun!













Artık bağımlı olan kişi sabah ilk içtiği sigara ile birlikte zincirleme bir reaksiyon başlatır. Nikotin seviyesi azaldığı anda içinde bir boşluk hisseder, ellerini nereye koyacağını bilmeyen sahnedeki çocuk gibi afallar. İkinciyi içer, nikotin düşünce üçüncüyü içer ve günde minimum 45 dakika boyunca bu nikotin seviyesini beliri bir seviyede yaklaşık 20 zehir çubuğu ile tutmaya çalışır. Bu yüzden paketlerde 20 adet sigara mevcuttur. Sigara içen birinin arka beyninde sürekli 'Şu işe başlamadan sigara içeyim, toplantı bitsin sigara içeyim, tuvalletten çıkayım sigara içeyim, kahve de varmış sigara içeyim' gibi sonu gelmeyen bir içses konuşur. Arkadaşlar bu bir engeldir. Sigara içenler aslında engelli bireylerdir. Sürekli kaşınan bir alerjikten farkları yoktur. Molalarda çaresizce duman körükleyen insanlar aslında toplu kaşınma ayinleri yapmaktadır. Ben de bunu 14 sene boyunca maalesef yaptım!









Biyolojik bağımlılığı bitirmeden önce sigaranın strese iyi geldiği yalanına da çok kısa değinmek istiyorum. Her insanın hayatında belirli bir miktarda stres vardır. Yaşam ve çevre koşulları ve genetik faktörler, bakış açıları gibi birçok etmen stres seviyesini belirleyen parametrelerdir. Aynı çevrede büyümüş ve genetik kodları birebir aynı olan (mümkün değil ama en azından yakın) ikiz kardeşleri düşünelim. Birisi sigara içsin, diğeri içmesin. Hayatın koşuşturmacasından dolayı ve ikisi de aynı hayatı yaşadığından ikisinde de 10 birimlik bir stres olsun. Emin olun ki sigara içmeyen 10 birimlik sabit stres ile güncesine devam ederken sigara içen haylaz ikiz sigara içmedikçe 11 birim, 12 birim, 13 birim hop bir fırt çek 10 birim 11 birim 12 birim şeklinde bir kısır döngüde yaşayacaktır. Kesinlikle sigara içtiği için kardeşinden daha az stresli, yani 10 birim altında olmayacaktır. Sadece sigara içen birey olarak ekstradan yüklendiği stresi atarken göreceli olarak stresi azaldığı için rahatladığını zannedecektir. Mantık bu kadar basit işte.



Artık işin psikolojik tarafına geçebiliriz. Yukarıdaki biyolojik kısır döngü çok fazla tekrar ettiğinden vücut bunu içselleştirmek için günlük hayatta sigara ile bazı aktiviteleri özdeşleştirir. Yazının başında bahsettiğim kahve bunun tipik bir örneği. Bunun dışında araç kullanmak, tuvalete gitmek, can sıkıntısı, yemek, mola vs gibi anlarda yüzlerce kez sigara içildiğinde bu anlar artık nikotin tüketimi ile özdeşleşmiş olur ve beyin tamemen şartlanır.



Peki kim bundan ne kazanıyor? Tabi ki sigara endüstrisi. Tam bir pazarlama uzmanlığına sahiptir bu endüstri. Ürün küçüktür, üretmesi çok basittir, her ceket cebine sığar, her yerde bulunur, ucuza mal edilip pahalıya satılabilir, tüketici bulamayınca kendini kötü hisseder. Ancak içen her 4 kişiden biri öleceği için sürekli yeni başlayacak olanların bulunması gerekir. Hiçbir yetişkin bile bile bağımlı olmayı kabul etmeyeceğinden hedef kitle tamamiyle çocuk ve gençlerdir. En sık sigara başlama yaşı 13-18 arasıdır. Bu yaş grubundaki bireylerin sözümona cool görünmek için ve karakter oturması için bir destepe ihtiyaç vardır ve sigaranın buna yarayacağını düşünürler. Ayrıca paketteki 18 sigaranın vergi olarak alındığını düşündüğünüzde paranızın çocuğunuza oyuncak, evinize erzak olarak harcanmak yerine saraylara altın varak olarak gittiğinin farkına varacaksınız.



Sigara içmeyen birisinin konsantre olması gerektiğinde 'Hadi Mehmet düşün, problem ne, düşün, problem çözüldü, güle güle' şeklinde bir reaksiyon gerçekleşirken sigara içen birisi yüksek konsantrasyona ihtiyaç duyduğunda 'Eyvah problem geldi Mehmet, ,sigara iç, problem, sigara, problem, sigara, problem, sigara, problem çözüldü, sigara ile konsantre oluyorum, güle güle' şeklinde bir akış izler ve tabiki sigara içen aslında hiç konsantre olmamıştır.



Sigarayı bırakmış ex içicilerin yüzde 95'i bıçak gibi keserek bırakanlardır. Geriye kalan azaltma, mühlet verme vs gibi yöntemlerin hepsi çöptür. Bu bağımlılıktan kurtulmak isteyenler o andan itibaren içmeyecek ve konu kapanacaktır. Biyolojik bağımlılık 2 gece geçmesinin akabinde asetilkolin reseptörlerinin tıkaçları çıkarmasıyla tamamen bitecektir. Bu 2-3 gün diş etleri kamaşacak, baş ağrısı ve yüksek moral bozukluğu olacaktır. Akabinde daha zorlayıcı olan psikolojik bağımlılıktan kurtulma kısmına geçilmesi gerekir. Birer birer bütün sigara ile özdeşleştirilmiş anlar bilinçli bir şekilde sigarasız olarak üçer kez yaşanır ve her tamamlama sonrası birey kendini tebrik eder. Yapılması gereken Pavlov'un zilinden kurtulup bir üstbilinç yakalamak sadece.



Yaratıcı mükemmel komplike bir fizyoloji sunmuş ve sigara bu silsile reaksiyonlarla dalga geçmekten başka birşey yapmıyor. İdealleri olan, önden gitmek isteyen karakterli insanların sigara ile işi olamaz. Saçma bir tatmin için hergün saatlerinizi harcamaya, paranızı vermeye ve sürekli vicdanınızla boğuşmaya gerek var mı?



Bu arada ne Tahir ne de Tuna sigaraya devam ediyor. Üçümüzle de gurur duyuyorum.



Bırakanların sesini duyup aşağıdaki parçayı hediye etmek isterim!



https://www.youtube.com/watch?v=tOvheAu-nTY



Saygılar.





Kaynak:

So hörst du sofort mit dem Rauchen auf! // Dr. Stefan Frädrich

https://www.youtube.com/watch?v=bU4cyLL-g6U

https://bylge-images.s3.amazonaws.com/werther.pngacılı werther senin desteğini bekliyor.
İçerik paylaşarak para kazanmanın kolay yolu 💰