Çin'in Doğu Türkistan Zulmü

05/01/20204 dakikalık okuma





Dünyanın kangreni bu Çinliler, bu topluluğu nedense bir sevemedim, son yıllarda yaptıkları ile de iyice sıtkım sıyrıldı. Son yıllardaki artan ekonomik gücünü de arkasına alarak soydaşlarımıza her türlü işkenceye yaptılar ve yapmayada devam edecekler. Son 10 yıldır şiddeti giderek artan baskı ve zulümü yazarken bile insan yutkunmakta zorlanıyor.

Çin, başlangıcı daha önce dayanmakla birlikte özellikle 2009 yılından itibaren Çin’de yaşanan çoğu olayda Uygur Türklerini suçluyor. Bu yüzden Uygur Türklerini devlet içinde terörist faaliyetlerin sorumlusu olarak görülüyor. Bu faaliyetleri durdurmak içinde bölgeyi ve insanları sıkı bir denetim altında tutuyor. Uygurlar ise kendilerine yönelik yapılan bu faaliyetleri, “asimilasyon” ve “soykırım” olarak nitelendiriyorlar.



Son zamanlarda içimizdeki bazı irlandalılarda, bu bölgeden çoğu haberin yalan olduğunu falan söylemeye başladılar. Bu arkadaşların herhalde okuma yazması yok yada gözleri 20 derece miyop.Ama sanırsam mevzu Uygur Türkleri değil nereden geldiği belli olmayan İslam düşmanlığı.

BM göre Çin, “Toplama Kamplarında” yaklaşık 1 ile 3 milyon Uygur Türk’ünü işkence altında tutuyor ve komünist parti lehine eğitim almaya zorluyor. Amerika ise en az 2 milyon kişinin toplama kamplarında hapsedildiğini açıkladı. Çin, 2013 yılında bölgede bu tür kampların olmadığını söylemişti. Toplama kampları bağımsız kuruluşlarca teyit edildikten sonra, söylem değiştirip bu yapıların “eğitim merkezi”, “rehabilitasyon merkezi” ve “mesleki eğitim merkezi” demeye başladı. Acaba hangi eğitim merkezi polisler dolu, kameralarla gözetleniyor, dikenli telle çevrilidir diye sormak gerekiyor. İstisnasız her diktatör rejiminde olduğu gibi bunlarda bir tek kendilerinin akıllı olduğunu sananlardan.Kendilerinin ne söylediklerinin şimdilik bir önemi yok dünya bu yapıları “Auswitch”’in bir benzeri olarak hatırlayacak. Toplama kamplarının şimdilik bilinen sayısı 39, inşaatı devam eden kamplarda var. Aşağıda eklemiş olduğum resim bu kampların nerelerde olduğunu gösteriyor. Kısaca Sincan artık açık hava hapishanesine dönüşmüş durumda.



Eğitim merkezlerinde ve bölgede ciddi insan hakları ihlalleri yaşanmaya devam ediyor. Burada tek tek yazmayacağım ama neler olup bittiğini zaten sosyal medya üzerinden takip ediyorsunuzdur. Gerek bağımsız insan hakları örgütlerinin yapmış oldukları haberler ve yayınlar, gerekse bu kamplarda kalmış ve sonrada bırakılmış Uygur Türklerinin söyledikleri tüyler ürpertiyor. Sözde eğitim merkezlerine götürülmeniz için size herhangi bir suçlama yöneltilmesi gerekmiyor, mahkemeye de çıkartılmıyorsunuz. Güvenlik güçleri ansızın sizi alıp bu eğitim kamplarına götürebiliyorlar. Ne zaman eğitiminizin biteceği ve ne zaman buradan çıkacağınız da belirsiz. Bu konuda da herhangi bir açıklama yapılmıyor.

Çin bir yandan toplama kamplarına Uygur Türklerini hapsederken bir yandanda bölgedeki demografik yapıyı değiştirmekle meşgul. Çin’in diğer bölgelerinden sürekli olarak Çin’liler bu bölgelere taşınıyor. Kaşgar bölgesinde yer alan İslam ve Orta Asya eserleri de Çin hükümeti tarafından yıkılıyor. Rejim sadece insanların Çinlileştirmek istemiyor bölgede geçmişi hatırlatacak ne varsa silmek istiyor.

Çinde bu insanlık dışı ihlaller yaşanırken, müslüman ülkeleri ise tam bir uyuşukluk halinde, “Müslüman müslümanın kardeşidir” hadisini herhalde duymamış bu toplumlar yada işlerine gelmiyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü Genel Direktörü Kenneth Roth son olarak şöyle bir açıklama yaptı;

“Eğer Müslüman ülkeler BM'nin Myanmar'ın Arakanlı 700 bin Müslüman'a yönelik zulmünü soruşturmasına destek vermeye istekliyse, neden Çin'in 1 milyon Uygur'a uyguladığı zulüm için aynı şeyi yapmıyorlar?



Suriye bataklığından dolayı Amerika ve Avrupa ile aramız bozulmuş durumda. Bir sıkıntıda Çin ile yaşamak istemiyoruz. Bu bölgede yaşanan insan hakkı ihlallerini BM’ye taşıyamıyoruz artık taşımak gibi bir niyetimiz var mı? onuda bilmiyorum. Filistin için yaptıklarımızı neden Uygur Türkleri için yapmıyoruz? sorusu artık sorulması gerekiyor toplumda. Sadece Dışişleri Bakanlığını yaptığı kınamalarla ve açıklamalarla yetiniyoruz. En azından kısa sürede uzun süredir yaşamış olduğumuz bu dış politika sorunlarına bir çözüm bulunur.

Son zamanlarda özellikle Avrupa ve Amerika, Uygur Özerk bölgesinde yaşanan olaylardan dolayı Çin’i sıkıştırmaya başladılar. ABD Temsilciler Meclisi'nin Uygur Türklerine yönelik baskı politikalarından dolayı Çinli yetkililere yaptırım uygulanmasını öngören yasa tasarısını kabul ederken Avrupa Parlamentosu, Çin'e, Uygur, Kazak ve Tibetlilere yönelik keyfi tutukluluğa son verme ve tüm toplama kamplarını kapatma çağrısında bulundu. Son olarak dünyanın en güçlü 22 ülkesi Çin’in bu kampları kapatması için





https://bylge-images.s3.amazonaws.com/city-1487891_1920.jpg
flexbox

Apolitik Düşünce

https://bylge-images.s3.amazonaws.com/city-1487891_1920.jpgflexbox senin desteğini bekliyor.
İçerik paylaşarak para kazanmanın kolay yolu 💰