Çizmelerimi Çıkarayım, Sedye Kirlenmesin

05/01/20204 dakikalık okuma





Nisanur’un kınasına geldiniz. Salona girdiğinizde avangartlığın aşırı ayrıntısından dolayı başınıza bir ağrı saplanıyor. İnsanlar doymuş, şimdi Kuran-ı Kerim tilavetinde bulunan hocaefendiyi Instagram’da canlı yayınlıyorlar. Işıltılı avizelerin, tokuşturulan kadehlerin (sümme haşa, şarap değil; tabi ki ejderha meyveli smoothie), şuh kahkaların, tıka basa doymuş göbeklerin arasından sıvışıp arka bahçenin küflü kilidini kaldırdığınızda önce örümcek ağlarını ellerinizle kaldırmanız gerekecektir. Muhtemelen yıllardır bu kapıyı ilk kullanan sizsiniz. İlk gördüğünüz manzara öndeki ışıltıyı sağlamak için dinamolara zincirlenmiş ve canhıraş bir şekilde koşturan oğlan çocukları, arkalarında onları kırbaçlayan bir takım elbiseli. Biraz daha yürüdüğünüzde açlıktan ölmüş bebek ölülerine basmamak için dikkat etmeniz gerekecek, aman düşmeyin! Orayı da geçince öndeki masadan gelen artıkları çöplerin içinden bulup sıska bebeğine yedirmeye çalışan anneler göreceksiniz. Pislik, koku, sefalet, iğrenç bir ortam. Ama acının bittiği yerde bir parlaklık, bir ışık huzmesi.. Nur’un Ala Nur*











Kan ter içinde kınaya geri dönüp olanları öndekilere anlattığınızda ‘Allah aşkına, hangi devirdeyiz? Devleti alliyyemiz mazlumların yanında. Biz de evimizi, arabamızı, yatımızı, yazlığımızı, altın semerimizi düşüp kalanın 40’ta birini veriyoruz o arkadaşlara. Azizim, dramatize etmeyiniz lütfen.’ cevabını üst üste papağan gibi farklı vücutlardan tekrar tekrar dinleyince bir uyuşma geliyor size. Yemeği de kaçırmışsınız zaten. En yakın snack büfesine yaklaşıp tabağı tepeleme kanepelerle dolduruyorsunuz.



Yukarıdaki aforizma bir teşbih elbette, peki mübalağa mı? O’na siz karar verin..



Arka bahçedeki çöpten yiyecek toplayan annelerden birinin kocası Hüseyin Usta. Maden faciasında sakatlanana kadar aldığı 1.200 lira ile ailesini doyurabiliyordu. Ama faciada kaçacak yaşam tüneli bulamamıştı. Üstü başı, ciğerleri tamamen is ve kömür içindeyken korkuyla ambulans görevlisine:

‘Çizmelerimi çıkarayım, sedye kirlenmesin’

diye seslenmişti. Ama çizmeleri çıkaracak takati de yoktu zaten. Ayaklarını hissetmiyordu.











Maden Ocağı’nın sahibi Muzaffer Bey, Türkiye’nin başarılı girişimcilerinden. Instagram sayfasını karıştırdığınızda siyasilerle arasının iyi olduğunu düşünüyorsunuz. Biricik kızının ‘Fatmanur’un kızının kınası için açmış kesenin ağzını, gazetelerde öyle yazıyor. Hem koskoca bakan da gelmiş, ayıp olurdu aksi türlü. Şimdi en önde oturmuşlar hocayı huşu içinde dinliyorlar. Arada bir iç çekiyor ‘’Allah, çok şükür Yarabbi!’



Arka bahçedeki bebek ölülerinin arasında kel bir genç kız ağzından köpük çıkararak son nefesini veriyor. Ağzının kenarları yanmış, kemoterapi yarası galiba. Daha 19 yaşında, hayata gözlerini şimdi yumdu.





Bakan ‘Abuziddin Bey’in canı sıkkın, sürekli Rolex’ine bakıyor. Bugün Cuma çıkışında tam Maybach’ına binmek üzereyken izbandut korumalarının arasından ağzı maskeli, saçı kel cılız bir genç kız çıkageliyor. Avazı çıktığı kadar bağırıyor:

‘Bakanım, kanser hastasıyım, ilaçlarımı SGK karşılamıyor, zor durumdayım, sizinle konuşmak istiyorum.’

Hay aksi, bütün kameralar da çekiyor. Cebini yokluyor, iyi, bayağı dolu. Bonkörcü kızı yanına çekip cebindeki 2.700 TL bozukluğunu kızın avucuna dolduruyor.

‘Al bakalım evladım şu parayı. Çok para var ha, dikkat et, düşürme, haydi bakayım, haydi’

Kız şokunu atlattıktan sonra avucundaki para tomarını yere çalıp

‘Ben dilenci değilim, sosyal devletten hakkımı istedim’

Diye bağırıyor ama çevresinde kimse kalmamış, Maybach’ın ibresi çoktan 60’larda.









Arka bahçe kalabalık. Bedenler hasta, yılgın, pis, insanın bakası gelmiyor. Ön tarafta ise insanların giyimleri, konuşmaları hoşuna gidiyor. Ama arka tarafta farklı bir aura var. Kanepe tabağını bırakıp arkadaki ışık huzmesine koşuyorsun, bir şey seni oraya çekiyor inanılmaz derecede. Anlıyorsun.



Kimsesizlere kimse olan, yetimlere aile olan, kanserlere şifa olan, sakatlara sebat olan nur bu.

Sevgiyi kendine ilke edinenin Nur’u.

Nisanur’un kınasında olmayan Nur.



Ne demiş türkümüz:



Deniz üstü köpürür hey canım

Rinna nay rinna rinna nay

Kayığa da binsem götürür hey canım hey*







*Nur üstüne Nur 24/35

*Deniz Üstü Köpürür- Anonim

*Olay tamamen kurgudur, isimler hayal ürünüdür, gerçekle bir alakası yoktur, yerseniz..



https://bylge-images.s3.amazonaws.com/werther.pngacılı werther senin desteğini bekliyor.
İçerik paylaşarak para kazanmanın kolay yolu 💰