Covid-19

05/01/20203 dakikalık okuma



Tutunduğu taç şeklindeki reseptörlerinden dolayı Corona'nın Co'su, Virüs'ün Vi'si, İngilizce hastalık anlamına gelen Disease'in D'si ile türetilen Covid virüsü şu anda bir numaralı gündem ve bir cehalet turnusolu, doğanın doğal seleksiyon maşası, belki de son şakalarından biri.



SARS, MERS, HIV virüsleri gibi hayvandan insana geçen, yani vahşi ortamda var olabilmeyi başarmış bir mikroorganizma üstelik HIV'in aksine sperm ya da kan üzerinden değil direk bulaş denilen partiküllerle bulaşan, cansız yüzeylerde inanılmaz uzun yaşayabilen bir canavar. Kalabalık bir ortam, bir kapı kolu veya marketteki süt şişesi potansiyel bulaş noktalarından. Enfekte bireyin virüsü çevresine yayı hızı inanılmaz, haliyle logaritmik bir ivme kazanıyor.







İnsan vücuduna atlayışı da oldukça ilginç. Tek uçan memeli olan yarasadan bulaştığından bilim insanları oldukça emin, başka taşıyıcıların da sürece müdahil olduğu fikrini tamamen devre dışı bırakmayarak. Yarasa bir memeli olması hasebiyle uçmak için inanılmaz kalori harcıyor, üstelik bunu vücut yapı taşları olan kasları sürekli yakarak yapıyor. Normalde yıkım için vücudun yağ kullanması gerekirken bu düzensiz yıkım prosesinden ötürü hücrenin kalıtım materyalleri nam-ı diğer DNA ve RNA hücresinin çeperinden kurtularak vücutta atıl bir şekilde dolaşmaya başlıyor. İmmun sistemi normal şartlar altında parçalanmış hücre kalıntılarını yabancı madde sayıp antikor üretmesi gerekirken, bu durum yarasada rutin bir durum alıyor. Virüs çorbasına dönen yarasa bedeni immun sistemi yabancı maddeleri benimsediğinden sınırsız bir bağışıklık kazanıyor. Bence makul bir teori ancak ispata ihtiyacı var.







İşin teknik kısmına bu kadar yer verdikten sonra asıl yazmak istediklerimin salgının sosyolojik boyutu. An itibariyle 600 üzerinde vaka ve 9 ölü ile Türkiye şu anda virüsün cirit attığı İtalya'daki yayılmaya nazaran daha hızlı ivmeleniyor ki sayıların kısıtlı testlerden çıkan sonuçlara göre belirlendiğini, gerçeğin çok daha fazla olduğunu varsaymak yanlış olmaz. Gerçeğin bütün bu çıplaklığına rağmen ülkede şahmsımca tedbirler hep kişilerin olmayan insafına bırakılmış durumda. Virüsün ülkeye girişinin geciktirilmesindeki başarıdan maalesef yayılım hızında eser yok. Umarım yayılım hızını yavaşlatmak adına bireysel özgürlükleri kısıtlamak pahasına daha sert tedbirler alınır.



Her konuda olduğu gibi bu belanın da triggeri, aktivasyon enerjisi tamamiyle cehalet. Toplumsal egoizmin ve laçkalığın ölçümünü yapmak adına bence güzel bir filtre oldu bu salgın. Başlangıcı her zamanki gibi Amerika'nın / İsrail'in oyunları ile açtık, gelişme bölümünde bol bol kadercilik oynayıp sonucu da herzamanki gibi siyasal İslamla bağlayıp bitirdik. En büyük risk sınıfı olan yaşlılarımız için alınan / kendi aldıkları tedbirler elin eşeğini aratır cinsten, üstelik kimsenin pozitif çıkıp vakayı atlatmış bireyleri önümüzdeki yıllarda bekleyen sıkıntıları, potansiyel organ/fonksiyon kayıplarını düşündüğü yok. Takdir-i İlahi ile bize birşey olmaz kutupları arasında yuvarlanıp duruyor vatandaşlarımız.







İzolasyon şart, ekonomik zorluklara rağmen enfekte olmayan 3te birlik kesim içinde kalmak için herkes elinden geleni yapmalı. Birkaç aylık çaba ile çok acı sonuçları önlemek mümkün çünkü her zorluğun arkasında bir kolaylık olduğu ilahi kaynaklarla şerh düşülmüştür. İrade-i cüzziyeyi sonuna kadar kullanmak insan olmanın asgari şartı olduğunu unutmayalım.



Rahmetli Ali Şeriati'nin sözleri ile yazımı bitirirken herkese ve sevdiklerini sağlıklı, sabırlı ve huzurlu günler temenni ediyorum:









https://bylge-images.s3.amazonaws.com/werther.pngacılı werther senin desteğini bekliyor.
İçerik paylaşarak para kazanmanın kolay yolu 💰