Emperyalizm Nedir? Emperyalist Ne Demek?

07/01/20208 dakikalık okuma

Emperyalizm, bazen imparatorluğu inşası olarak da adlandırılır. Bir ulusun, askeri gücünden yararlanarak diğer ulusların ekonomisi ve siyaseti üzerinde otorite kurma politikası ve eylemidir. Emperyalizm kelimesi Latince emir anlamına gelen "imperiumun" kelimesinden türetilmesi, emperyalizmin zorla ve tahakküm yoluyla gerçekleştireceğini anlatması bakımından önemlidir.



Yukarıda da belirtiğim gibi emperyalizm büyük ve güçlü bir ulusun koloniler olarak bilinen küçük uluslara egemen olduğu ve onları sömürdüğü bir sistemdir. Emperyalist güç ve koloniler birlikte imparatorluk olarak adlandırılır. Çoğunlukla, emperyalist ulus örtülü olarak "ana kara " olarak adlandırılır. Kolonileri kendi çıkarları uğruna ilhak etme, siyasi baskı, savaş vb. kontrol etme araçlarını kullanılır. Eğer bu kontrol etme başarılı olursa, elde edilen bölge koloni olarak adlandırılır.





Koloniler, emperyalist uluslar tarafından kukla yönetimlerle veya yerel işbirlikçilerle kontrol edilir. Düzeni korumak, baskı altına almak ve ortaya çıkabilecek isyanları kontrol etmek için bu bölgelerde her zaman bir askeri gücün varlığı tesis edilir. Emperyalizm, askeri ve coğrafi olarak bir takım avantajlar sağlasa bile asıl yararı ekonomiktir. Koloniler, emperyalist ulusları zenginleştirmek için vardır. Değerli metaller, kauçuk, pirinç veya diğer gıda maddeleri gibi diğer kaynaklar emperyalist devletlerin kendi halkların refahın artırmak için kullanılır. Koloniler ayrıca ucuz iş gücü, tarım arazisi ve ticaret limanlarının paha biçilmez kaynaklardır.



Emperyalizmde tahrik edilmemiş bir askeri gücün kullanımı söz konusudur. Tarih boyunca ahlaki olarak kabul edilmeyen emperyalizm devletlerin dış politikalarında sıklıkla birbirlerine suçlamalarda bulunmak için kullandıkları argümanların başında gelir.



Emperyalizm, 14. veya 15.yüzyılda çıkan bir politika değildir, bu kelime sanki çok yakın çağa özgü bir şey olarak düşünülür, aslında tahmin edilenden daha eski bir geçmişe sahiptir. Emperyalizm, kısıtlı gıda ve kaynaklar için birbiriyle mücadele eden bölgesel küçük toplulukların arasındaki çatışmalardan beri vardır. Tarih boyunca bu çatışmalar her zaman kanlı sonuçlanmış ve bir ulusun veya toplumun diğerleri tarafından yok edilmesiyle son bulmuştur. Bu tarih öncesi ilk dönemlerdeki şekliyle emperyalizm, 20.yüzyıla gelince çok fazla değişikliğe uğramadan devam etmiş hatta giderek etki alanını genişletmiş ve çoğu toplumu yok etmiştir.





Emperyalizm'i uygulayan ve bunu bir yöntem olarak belirleyen devletler emperyalist olarak adlandırılır. Toprak edinimi, ekonomik ve politika tahakküm yoluyla diğer uluslar üzerinde baskı kurarak hakimiyetlerini genişletirler. Tarih boyunca yerli toplum ve kültürler emperyalistler tarafından yok edilmiş ve emperyalist genişlemenin kurbanı olmuştur.



Emperyalist devletler, yüzyıllardır bir şekilde var olmuşlardır. Tarihin en yakın emperyalist hareketlerine 15. - 19.yüzyıllara arasında yerli Amerika'lıların sömürgeleştirilmesi, 19.yüzyıldan sonra ABD, Japonya ve Avrupa'nın genişlemesi gösterebilir. Bu genişlemeler karakteristik olarak farklı olsa da, her ikisi de emperyalizmin en güzel örnekleridir.



Emperyalizm ve Sömürgecilik Arasındaki Fark

Emperyalizm ve Sömürgecilik çoğunlukla birbirinin yerine kullanılır. Emperyalizm ve sömürgecilik nihai amaçları olan zenginliğin artırılmasa yönüyle yakındır, ancak uygulaması bakımından ikisi arasında ince ama önemli bir fark bulunur. Kullanıldığı yer tabi ki önemli olmakla birlikte bu ikisi kesinlikle birbiri yerine kullanılamaz. Hemen ikisi arasında nasıl bir farklılık var konusunu çok derine inmeden açıklayayım.

aa

Sömürgecilik küresel genişlemenin fiziksel olarak sahaya yansıtılmış halidir. Emperyalizm ise bu genişlemeyi yönlendiren fikirdir. Eğer konuyu temel-sonuç nedenleri arasında ele alırsak, bir ulusun canavarca genişlemesinin altında yatan neden emperyalizm, sömürgecilik ise bunun sonucudur.





Sömürgecilik, insanların kalıcı olarak sömürülecek bölgeye taşınmasını içerir. Yerleşimciler yeni bölgelere taşındıktan sonra o kaynaklarını ana vatanlarının yararına kullanırlar ve öz vatanlarına bağlılıklarını korumaya devam ederler. Buna karşılık, emperyalizmde güçlü olan ulusun vatandaşların yer değiştirmesi söz konusu değildir, fethedilen ulusların halkı kendi ülkelerinde hakim ulusun çıkarları için çalışırlar. Ancak, emperyalizm kimi zaman sömürgeciliği de kullanabilir.



Emperyalizm ve Kapitalizm

Bir çok kişi emperyalizmi kapitalizmin son evresi veya sonucu olarak görürler. Kapitalist toplumlar serbest piyasa kuralları gereği artan talep karşısında daha fazla arz yapmaya başlarlar, talebi aşmaya başlayan arz sonucunda dar boğaza giren işletmeler işcilerin ücretlerini ve maliyetleri karşılamakta zorlanmaya başlarlar. Sonuç olarak, arz sonucu oluşan fazlalıktan kurtulmaya çalışan işletmeler diğer ülkelere hem mallarını satmaya başlar hem de bu ülkelere yatırım yapmaya başlar. İşletmeler bunu yapabilmek için kendi hükumetleriyle ortaklaşa çalışmak zorundadır. Hükumetler kendi işletmeleri kurtarmak ve yaşamlarına devam edebilmek için diğer ülkelere emperyalizm politikalarını uygulamak zorunda kalırlar.





Kapitalizm ile emperyalizm arasındaki ilişkiyi ilk görenlerden biride Marksist filozof Vladimir Lenin'dir. Lenin, emperyalizmi kapitalizm geç dönemi olarak tanımlamıştır. Lenine göre, kapitalizm sonucunda oluşan güçlü tekeller pazarlarını artırmak ve kaynak oluşturmak için kolonileşmeyi imparatorluklara dayatmıştır.



Her ne kadar kişisel olarak emperyalizm ve kapitalizm arasında bir bağlantı olduğunu savunsam bile kapitalist olmayan ancak emperyalizmi uygulayan devlet sayısı tarihte hiç az değildir. Komunist Çin'in Tibet topraklarını ilhak etmesi ve kaynaklarını sınırsızca kullanılması kapitalizmden kaynaklanmamıştır.



Emperyalizmin Devirleri

Eski Dönem Emperyalizm

Emperyalizm daha öncede söylediğim gibi tüm dünyada yüzyıllardır yaşanıyor, ancak emperyalizm en çarpıcı örneklerinden biri 15. ve 19.yüzyıllarda Avrupa tarafından Amerika'nın sömürgeleştirilmesi ve 19. yüzyıldan sonra Amerika ve Avrupa 'nın Afrika üzerindeki hakimiyetleridir. Bu ikisi doğası ve genişlemesi bakımından farklı olsalar da geniş çaplı olarak uygulanan ilk emperyalist genişleme hareketleridir.



Emperyalizm çağı, ilk olarak 1500 yıllarda başlamış ve 1915 yıllarına kadar artarak devam etmiştir. 15.yüzyılın başından 17.yüzyılın sonlarına doğru İngiltere, İspanya, Fransa, Portekiz ve Hollanda gibi Avrupa'nın güçlü devletleri özellikle Asya ve Afrika kıtasında büyük sömürge imparatorlukları kurmuştur. Bu Eski Emperyalizm dönemlerinde, Avrupa ulusları yeni ticaret rotaları bulmak ve zenginliklerini artırmak için Kuzey ve Güney Afrika'da ve hatta Güney Asya'da yeni yerleşim yerleri kurmuştur. Bu zaman emperyalizm en kanlı dönemlerinden biridir, bu dönemlerde milyonlarca insan bu vahşetten dolayı hayatını kaybetmiştir. Amerika'nın keşfinden sonra İspanya'nın Güney ve Amerika'yı hakimiyeti altına almak için yaklaşık olarak 8 milyon insanı öldürmüştür.





Yeni Dönem Emperyalizm

Sanayi Devrimi ile birlikte hızlıca artan arz miktarın talebi fazlasıyla geçmiş ve işletmelerin pazarları daralmaya başlamıştır. Bunun için bir çözüm arayışına giren Avrupa'nın hakim güçleri ve imparatorlukları eski dönem emperyalizm gibi sadece deniz aşırı ticaretin kendilerine yeterli olmadığını anlamış, emperyalizmi farklı bir boyuta taşımıştır. Ulusların refahını artırmakta kararlı olan bu devletler, tarihte eşine az rastlanır çok agresif bir plan ile emperyalizm uygulamıştır.



Endüstriyel üretimle birlikte gelişmeye başlayan teknoloji ve taşımacılık, Avrupa devletlerini ekonomilerinde katalizör etkisi yapmıştır. Zenginleşen Avrupalı uluslar, üretimlerindeki yaşamış oldukları talep sıkıntısını çözmek ve üretimleri için yeni kaynaklara ulaşmak amacıyla geri kalmış ulusları kontrol etmek için politik güçlerini ve askeri hakimiyetlerini devreye sokmuşlardır. Bu dönemde özellikle İngiliz İmparatorluğu dünya üzerinde sayısız koloniler oluşturmuştur. Bu kolonilerin sayısı o kadar fazlaydı ki bu zamana kadar gelmiş olan "Güneş asla İngiliz İmparatorluğunda batmaz" sözü bu dönemde kullanılmaya başlanmıştır.



Emperyalist Genişlemeyi Haklılaştırmak için Kullanılan Teoriler

İmparatorluklar haklı bir gerekçeleri olmadan emperyalist genişlemenin giderleri ve tehlikelerini üstlenmek istemezler. Bunun için tarih boyunca emperyalist devletler, genişlemelerine her zaman bir neden bulmaya arayışına girmişlerdir, günümüze kadar gelen bu nedenler arasında sıklıkla aşağıdaki teorilerden yararlanılır.



Muhafazakar Ekonomi Teorisi

Gelişmiş ülkeler, başarılı olan ekonomilerini korumak ve sosyal düzenlerinin devam ettirmek için emperyalist genişlemeyi bir fırsat olarak görürler. İhraç edecek mallar ile yeni esir pazarları sahip olabilir, uluslarının istihdam oranını koruyarak kentsel nüfusun artmasın sonucu oluşacak kargaşanın önüne geçerek bu sorunları yeni sömürge bölgelerine taşıyabilirler. Bu aynı zaman egemen ulusların ideolojik ve ırksal üstünlükleri varsayımının somutlaşmış halidir.



Liberal İktisat Teorisi

Zengin uluslarda kapitalizm ile artan servet nüfusun tüketebileceğinden fazla mal tüketmesine neden olur. Liderler, üretim ve tüketim arasındaki bu dengesizliği dengelemek ve bu dengesizlikten kaynaklı zararlarını azaltmak için emperyalist genişlemeyi bir fırsat olarak görürler. Bazen bu uluslar, emperyalist genişlemeyi değil devlet içindeki liberal yasalar yoluyla oluşan sorunu çözmeye çalışırlar.



Siyasi Teori

Bu teoriye göre, zengin ulusların dünyanın güç dengesindeki yerini korumak ve zenginliklerini bu yolla devam ettirmek amacın taşımaz, asıl amaç bu ülkelerin askeri ve siyasi kırılganlıklarına en aza indirmektir.



https://bylge-images.s3.amazonaws.com/city-4739114_1280.jpg
Adam Smith

Ekonomi ve Finans hakkında haftalık yazılar

https://bylge-images.s3.amazonaws.com/city-4739114_1280.jpgAdam Smith senin desteğini bekliyor.
İçerik paylaşarak para kazanmanın kolay yolu 💰