Eyleme Kudreti-2

https://bylge-images.s3.amazonaws.com/9bad0b70-7e3f-11ea-917c-b588655c1ddb.jpeg
KBAY

Yazar

1st May 2020

Kötü bir karşılaşma, yani bizim bağıntılarımızı bozan bir şeyin imgesiyle (ideasıyla) karşılaştığımızda ne oluyor? Eyleme kudretimiz, belki daha anlaşılır bir deyişle enerjimiz azalıyor. Neden azalıyor? Çünkü o andaki kudretimizin bir kısmını bu kötü imgeyle baş etmeye ayırıyoruz. Bunun en uç örneği obsesyondur, imgeden kurtulamazsın ve tüm kudretini onun için harcarsın.



İyi bir karşılaşmada ise bizim bağıntılarımızı bozmayan, tersine onlarla ortak yeri bağıntılar kuran bir ideadan etkilenme durumu yaşıyoruz. Sevdiğim bir müzik dinlediğimde benle birleşen bu bağıntılar yeni bir birey oluşturuyor adeta. Bunu o sırada anlamak mümkün değil ama müzik bitip geriye baktığında gerçekten kendini unuttuğunu ve müzik-senden oluşan yeni bir bireylik deneyimlendiğini anlıyorsun.



Bize yeni bilgiler ve artan bir kudret sağlayan bu mutluluk duygularıdır. Üzüntülü duygulardan bir şey öğrenemeyiz çünkü kudretimizin bir kısmı üzüntü veren şeyin imgesini yok etmekle uğraşmaktadır.



Spinoza bu noktada çok önemli bir şeyden bahsediyor. Bize üzüntü veren şeyi yok etmeye çalışmamız bir nefret deneyimidir. Bu nefret deneyimin de mutluluk veren bir yön de var. Canımızı sıkan şeyin parçalandığını, yok olduğunu düşünmek bize bir mutluluk yani kudret artışı sağlayabiliyor. Spinoza bunu dolaylı mutluluk olarak adlandırıyor ve bunun tehlikeli bir yaklaşım olduğunu söylüyor. Burada, bu idea ile olan uyuşmazlığımızın nedenini anlamak yerine, nefret duygusuyla geçici bir mutluluk sağlamaya çalışıyoruz. İnsanların çoğu, çoğu zaman bu şekilde yönetiyorlar hayatlarını. İktidarlar bu şekilde ele geçiriyorlar gücü; karşıdakinin bağıntılarını bozarak, onlara mutsuzluğa, yetersizlik duygusuna sürükleyerek. Eyleme kudreti düşürülmüş bir insanı yönetmek, yönlendirmek çok kolaydır çünkü.



Tüm bunları düşündüğümde kudretimi en çok düşüren imge-ideanın kendi imgem olduğunu görüyorum. Aslında sürekli yeni bağıntılar, yeni bireylikler üreten dinamik özümüzün, çarpıkça bir anlayışla sınırlı-tanımlanmış bir özne olarak kafamızda kurduğumuz imgesi her an kudretimizin büyük bir kısmını emiyor. Arthur Rimbaud " Ben, bir başkasıdır" demiş. Hem de öyle bir başkası ki özümüzü oluşturan bağıntıları en fazla bozan şey-başkası.



https://bylge-images.s3.amazonaws.com/9bad0b70-7e3f-11ea-917c-b588655c1ddb.jpegKBAY senin desteğini bekliyor.
Bylge: Makale yazarak para kazanmanın kolay yolu 💰