Fransa'nın Mısır Seferi ve Süleyman El-Halebi

05/01/20205 dakikalık okuma

Tam adı Süleyman Bin Muhammed Emin El Halebi (Kürtçe: Seléman Ous Qopar), 14 Haziran 1800 günü gerçekleştirmiş olduğu suikast ile Mısır’daki Fransız işgal kuvvetlerinin komutanı General Jean Baptiste Kléber’i öldüren Suriyeli Kürt direnişçi.



Napolyon Bonapart komutasında 40.000 asker, 10.000 denizci ve 400 gemiden oluşan büyük bir Fransız ordusu Mısır’ı işgal etmek üzere 19 Mayıs 1798’de Toulon’dan ayrıldı. Fransızların Mısır’ı ele geçirmek istemelerinin nedenleri arasında İngilizlerin Hindistan ile olan bağlantısını kesmek, Akdeniz’i bir Fransız gölü haline getirmek ve doğu da yeni sömürgeler elde etmek gibi gerekçeler bulunuyordu.

1 Temmuz 1798 günü İskenderiye önlerine gelen Fransız donanması limana demir atarak beklemeye başladı. Hiç vakit kaybetmeden 2 Temmuz’da saldırıya geçen Fransız kuvvetleri aynı gün içerisinde şehri ele geçirmeyi başardılar.



İskenderiye’nin düşmesinde sonra Kléber komutasında bir miktar askeri burada bırakarak Kahire’yi ele geçirmek üzere güneye inmeye karar veren Napolyon, 21 Temmuz günü piramitler civarında karşılaştığı Memlûk kuvvetlerini yoğun topçu ateşinin de desteği ile dağıtarak Kahire’ye girdi. Ancak ünlü İngiliz amirali Horatio Nelson’un 1798 Ağustos’u başında Ebukır limanı önünde demirlemiş durumda bulunan Fransız donanmasını batırması Napolyon’un Mısır ile ilgili bütün planlarını alt üst etti. Donanmaları olmadan anavatanları ile bağlantı kurma ve oradan yardım alma imkânı kalmayan ve Mısır’da sıkışıp kalmış durumdaki Fransızlar, Osmanlı Devleti’ni bir barış antlaşmasına zorlamak için Suriye’yi işgal etmeye karar verdiler.



1798 Aralık ayının sonlarına doğru 20.000 kişiye yaklaşan bir kuvvetle Suriye’ye doğru harekete geçen Napolyon komutasındaki Fransız birlikleri 20 Şubat 1799’da El Ariş’i, 24 Şubat’ta Gazze’yi ve ardından 7 Mart’ta da Yafa’yı ele geçirdiler. Yafa’da büyük bir katliam gerçekleştiren Fransızlar esir almış oldukları çok sayıdaki Türk ve Arnavut askerini infaz ettiler. Arka arkaya kazanılan zaferler Napolyon’da kolay bir başarı elde edeceği beklentisi uyandırdıysa da bugün İsrail’in kuzeyinde yer alan ve bir liman şehri olan Akka önlerinde Nizam-ı Cedit askerleri ile onu beklemekte olan Cezzar Ahmet Paşa yanıldığını çok yakın da ona gösterecekti.



24 Mart 1799’da Akka önlerine ulaşan Fransızlar şehre çok sayıda şiddetli saldırı da bulundularsa da şehri ele geçirmeye muvaffak olamadılar. Bunun üzerine 20 Mayıs günü Napolyon ordusuna geri çekilme emri verdi. Yafa ve Gazze şehirlerine uğradıktan sonra Sina Çölü’nü geçmek zorunda kalan Fransız ordusu aç, susuz ve perişan bir halde zor da olsa Kahire’ye ulaşabilmeyi başardı. 25 Temmuz’da Ebukır yakınlarında karşılaştığı Türk ordusunu yenilgiye uğratan Napolyon ülkesinde yaşanan hükümet bunalımından dolayı yerine vekil olarak General Kléber’i bırakıp Mısır’dan ayrılarak Fransa’ya dönmek zorunda kaldı.



Napolyon’un gitmesinden sonra Fransız ordusunun başına geçen General Kléber, Mısır olayının artık bir çıkmaza girdiğini ve vakit kaybetmeden bu ülkeden ayrılmaları gerektiğini düşünmeye başladı. İngiltere, Fransa ve Osmanlı Devleti’nin temsilcileri Fransızların Mısır’ı tahliyesi ile ilgili El Ariş’te buluşarak bir sözleşme üzerinde anlaştılarsa da İngiltere’nin bu sözleşmeye imzalamaya yanaşmaması nedeni ile savaş yeniden başladı. Kléber komutasındaki Fransız ordusu 20 Mart 1800 günü Heliopolis yakınlarında yapılan savaşta Osmanlı ordusunu bir kez daha yenilgiye uğratmayı başardı. Bu gelişmeler Fransızları cesaretlendirdi ve General Kléber İngilizlerin El Ariş antlaşmasının yeniden uygulanması teklifini reddetti.



Mısır, 14 Haziran 1800 günü bölgedeki Fransız ordularının komutanı olan General Jean Baptiste Kléber’e yapılan bir suikast ile sarsıldı. Suikastı gerçekleştiren kişi Süleyman El Halebi adında El Ezher Üniversitesi İlahiyat Bölümü öğrencisi 23 yaşında bir gençti.

Halebi, Bugünkü Suriye’nin Halep ilinin Afrin ilçesinin Kukan köyünde 1777 yılında Kürt bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası dindar biri olup tereyağı ve zeytinyağı ticareti ile uğraşıyordu. Muhammed Emin, oğlu Süleyman’ı düzenli bir dini eğitim alabilmesi için 1797 senesinde Mısır’a göndermişti.



Halebi, üniversitedeki eğitimine devam ederken Mısır, Fransa’nın işgaline uğradı. İşgal yıllarında büyük sıkıntılar çekildi ve işgalcilere karşı kurulan direniş örgütlerinin çıkardığı ayaklanmalar Fransızlarca kanlı ve acımasız bir şekilde bastırıldı.



Süleyman El Halebi, 14 Haziran 1800 günü bir dilenci kılığında Kahire’de General Kléber’in kaldığı sarayın yakınına kadar geldi ve bahçesinden içerik girerek ona yaklaştı. Kléber bir miktar para karşılığında öpmek isteyebileceğini düşünerek elini ona doğru uzattı. Elinden tuttuğu generali sert bir şekilde kendine doğru çeken Halebi, cebinden çıkardığı kaması ile seri bir şekilde karaciğerinden, göbeğinden, sağ kolundan ve sağ yanağından olmak üzere 4 yerinden bıçaklayarak Kléber’i öldürdü. O sıra da generalin yanında bulunan başmühendisi, Süleyman’ı durdurmaya çalışsa da engel olamadı ve kendisi de hafif şekilde yaralandı.



Olaydan sonra yakındaki bir parka kaçan Halebi ve toprağa gömdüğü suikast bıçağı Fransız askerleri tarafından bulundu ve hemen tutuklandı.



General Kléber’in öldürülmesinden sonra Mısır’daki Fransız ordularının başına atanan Jacques François de Menou, El Halebi’nin yargılanması için askeri bir mahkeme kurulmasına karar verdi. Halebi, işkenceden geçirildi ama sorgusu sırasında dönemin popüler direniş hareketleri ve ünlü direnişçi Abdullah El Şarkavi ile herhangi bir ilişkisi olduğunu kabul etmedi. 3 gün süren yargılamadan sonra askeri mahkeme onu idam cezasına mahkûm etti. General Kléber’in cenazesinin görkemli bir şekilde kaldırıldığı 17 Haziran günü halka açık bir yerde ilk önce kendisi ile işbirliği içinde olduğu 3 Filistinli direnişçi onun gözleri ününde boyunları vurularak idam edildiler. Süleyman’ın önce eli kemiklerine kadar yakıldı. Daha sonra bir kazığa oturtuldu ve yaklaşık 4 saat boyunca böyle kaldıktan sonra yanına gelen bir Fransız askeri ona bir zehir içererek hemen ölmesini sağladı.



Süleyman El Halebi’nin şehit edilmesinden sonra kesilen başının Fransızlar tarafından ülkelerine götürüldüğü ve Paris’te, suikastı gerçekleştirdiği bıçağı ile birlikte İnsan Müzesi’nde (Musée de l'Homme) sergilendiği iddia edilmektedir. Bugün Süleyman El Halebi’nin ismi, Mısır ve Suriye’deki bazı sokaklara, caddelere ve mahallelere verilmiş olup kendisi de bu ülkelerde bir kahraman olarak görülmektedir.



https://bylge-images.s3.amazonaws.com/banff-4331689_1920.jpg
Pow

Fizik, Kimya, Matematik, Tarih ve Genel Kültür Sevdiricisi

https://bylge-images.s3.amazonaws.com/banff-4331689_1920.jpgPow senin desteğini bekliyor.
İçerik paylaşarak para kazanmanın kolay yolu 💰