Friedrich Nietzsche

05/20/20206 dakikalık okuma

Gelmiş geçmiş en etkili filozoflardan biri olan Friedrich Nietzsche, iyilik ve kötülük kavramları üzerinde yazmış olduğu yazıları, dinin sonu ilgili çarpıcı açıklamaları ve insan üzerine inşa etmiş olduğu “süper insan” kavramı ile bilinir. Bireysellik, ahlak ve varoluş kavramlarını derinlemesine incelemiş ve bu konular hakkında detaylı olarak düşüncelerini paylaşmıştır. Nietzsche kendinden sonra gelen birçok ünlü filozofu ve yazarı etkileyen müstesna bir kişilikti. Düşünceleri sonradan gelen; Psikiyatrinin kurucu isimleri Carl Jung ve Sigmund Freud, ünlü filozoflar Martin Heidegger ve Jacques Derrida, deha yazarlar Albert Camus, Thomas Manni ve Herman Hesse gibi kişiliklere ilham kaynağı olmuştur.



Friedrich Nietzsche'nin dünyadaki yerini belirlemek her zaman zor olmuştur. Ancak çoğu bilim insanına göre 19.yüzyıl düşünürleri arasında Karl Marx, Charles Darwin ile birlikte dünyayı etkileyen en büyük üçlü arasındaki yeri tartışılmazdır.



Çocukluk Yılları ve Eğitimi

Friedrich Wilhelm Nietzsche, 15 Ekim 1844 yılında bugün Almanya sınırları içerisinde bulunan Prusya’da küçük bir kasaba olan Röcken bei Lützen’de dünyaya geldi. Babası hristiyan vaizi Carl Ludwig Nietzsche’yi daha dört yaşındayken kaybetti. Küçük yaşlarda babasız kalan Nietzsche ve kız kardeşi Elisabeth anneleri tarafından yetiştirildi.



Eğitimin ilk yıllarında o dönem çok popüler olan özel hazırlık okullarından birinde bir süre eğitim aldıktan sonra daha prestijli ve kaliteli eğitim veren Schulpforta okulunda klasik bir alman eğitiminden geçti. Schulpforta’ki bu Protestan yatılı okulu, döneminin en gözde en iyi eğitim veren okulların başında geliyordu. Bu eğitim ilerleyen yıllarda Nietzsche'nin başarılarından önemli bir yer işgal etti



1864 yılında Liseden mezun olduktan sonra, teoloji ve klasik filoloji okumak için Bonn Üniversitesine geçti. Burada iki yaz tatilini içeren kısa eğitimlere katıldı. Bonn üniversitesindesindeki eğitimi çok başarılı geçmedi, üniversitedeki sosyal hayata adapte olamaması ve hocalarıyla yaşamış olduğu anlaşmazlıklar ilk üniversite deneyiminin başarısız olmasının en büyük nedeniydi.





Başarısızlıkların vermiş olduğu sıkıntılı dönemi atlamak için müziğe ilgi duymaya başladı. Döneminin en büyük müzik bestecilerinden Richard Wagner ile ilişkisi bu dönemde başladı. Stresli dönemini müzikle aşmaya çalışan Nietzsche, bu dönemde bir dizi beste yapmayı da ihmal etmedi.



Bonn Üniversitesindeki başarısız geçen süreçten sonra farklı yerlerde eğitim arayışlarına giren Nietzsche’nin beklediği cevap, Leipzig Üniversitesinden geldi. Üniversiteden uzun süredir aradığı randevuyu alan Nietzsche, uzun görüşmelerinin sonunda üniversiteye dahil oldu. Buradaki eğitim Bonn üniversitesine göre daha kapsamlıydı. Leipzig üniversitesinde filoloji, edebiyat, dilbilim ve tarihin karışımlarını içeren geniş bir eğitimden geçti.



Leipzig üniversitesi yıllarını,tarihin önde gelen teologlarından biri olan Albrecht Ritcsh ‘in kanatları altında geçirdi. Üniversitedeki yıllarını başarıyla geçiren Nietzsche, Ritschl dergisine makale veren tek öğrenci ünvanının kazandı.



Profesörlük Yılları ve Gelişme Dönemi

Leipzig üniversitesinden mezun olduktan sonra Basel Üniversitesine Filoloji Profesörü olarak atandı. Profesör olması da kendisi gibi enteresan oldu. Basel üniversitesinde profesör olmak için gerekli olan doktora tezini tamamlayamamıştı. Profesör olmak için yeterli koşullarda ortada yoktu, bu noktadan sonra Leipzig Üniversitesinden hocası Ritschl araya girerek, üniversite yönetimine 40 yıllık hocalık deneyiminde, Nietzsche gibi biriyle tanışmadığını ve yeteneklerinin sınırı olmadığını belirten bir iyi niyet mektubu kaleme aldı. Bu sözler Basel Üniversitesi için yeterli oldu ve ilk olarak Olağandış Profesör olarak üniversitede işi başladı, bir yıl sonrada normal profesörlüğe terfi etti.



Profesörlüğünün ilk yıllarında felsefeye ilgi duymayan başlayan Nietzsche, derslerine felsefeyi dahil etmişti. Bu yıllarda döneminin en büyük yazarlarından biri olan Arthur Schopenhauer’dan çok fazla etkilendi. İlk dönemlerde Schopenhauer düşüncelerini benimsemiş, düşünceleri bu çerçeve üzerinde inşa etmişti. Ancak daha sonraki dönemlerde bu düşüncelerden uzaklaştı ve tamamen farklı bir noktaya ulaştı. Aynı zamanda düşüncelerini temellendirirken antik Yunan filozoflarından Aristo ve Platon’a odaklanmış ve fazlasıyla okuma yapmıştı.



Profesörlüğün ilk yılları aynı zamanda yazarlığın ilk yıllarına denk gelir. Bir yandan günlük işlerini yerine getirirken diğer yandan düşüncelerini tarihe not düşmeye başlayan Nietzsche, “Tragedya’nın Doğuşu - 1872” ve “İnsanca, Pek İnsanca - 1878” eserlerini bu dönemde kaleme aldı. Dönemindeki klasik düşüncelerden ve Schonpenhauer’in öğretilerinden bu dönemde hızlıca uzaklaşmaya başlayan Nietzche, ilgi alanınıda değiştirerek uygarlık ve insan yaşamını ilgilendiren konulara yönelmeye başladı. İşinde ve arkadaş çevresinde yaşamış olduğu bir stresli dönem, hayatı boyunca kalıcı olacak sinir hastalığına sebep oldu.



Olgunluk Dönemleri

1880-1890 yılları Nietzsche en üretken olduğu dönemleridir, hem tecrübesi hemde bilgisini ortaya koyduğu bu dönemlerde bugün bize kadar ulaşan en önemli eserlerini kaleme aldı. Bu yıllarda İsviçre’den taşınarak İtalya’ya geçerek tamamen kendini toplumdan soyutlayarak inziviaya çekildi. İnziviada olduğu dönemlerde müthiş verimli geçiren Nietzche en ölümsüz eserlerini bu süre içerisinde kalame aldı. Bunlardan bazıları; İlk olarak “Böyle Buyurdu Zerdüşt” ‘ü dört cild halinde 1883 ve 1885 yılları arasında çıkardı, daha sonra 1886 yılında “İyinin ve Kötünün Ötesinde” yazdı, bu yılların sonlarında ise “Öğretim Kurumlarımızın Geleceği Üzerine - 1886” ve “Putların Batışı - 1889” kitaplarını çıkardı.





Bu kitaplarının merkezindeki bazı kavramlar günümüzde bile hale tartışılan konular arasındadır. O dönemde yapmış olduğu en ünlü tanımlamalarından biri “Tanrı Öldü” cümlesiydi. Nietzsche’nin felsefesine göre Hristiyanlık artık toplumda insanı yöneten ve yönlendiren güç olma işlevini kaybetmişti. Geleneksel düşüncelerinin karşısında yer alan Nietzsche, önceden belirlenmiş ahlaklara uymak yerine ve insanların kendi değerlerini akılda oluşturabileceği özgür bir düşünceyi yeğledi. Hristiyanlık karşıtı olarak da bilinen Nietzsche’nin, her kitabında bu düşüncesi açık olarak görülsede “İyinin ve Kötünün Ötesinde” kitabı, bunu en açıkça açıklayan eseridir.



Zamanındaki çoğu filozof gibi Nietzche’de dil, etik, zihin, bilgi felsefesi, metafizik ve politika gibi çeşitli konularda incelemişti. Birçok felsefe tarihçisine göre kendisi ilk dönem psikologlarındandır. Psikoloji ile ilgili, zayıflığın üstesinden gelmeye, korkuyu fethetmeyi ve yaşamadaki zorlukların neden kucaklamak gerektiğini açıklayan birincil motive edici güç olarak tanımladığı “İktidar İradesi” gibi farklı kavramlar geliştirdi.



Son Yılları

Verimli yıllarının sonuna doğru 1889 yıllarında büyük bir çöküş yaşadı. Hayatının bu son yıllarında zihinsel olarak sıkıntılı bir süreç geçiren Nietzche, bazı tarihçilere göre bu yıllarda akıl melekelerinin çoğunu yitirmişti. Sonradan yapılan tespitlere göre delirmesinin temel sebepleri arasında beyindeki bir tümör ve sinir hastalığı için kullanılan sakinleştirici ilaçların yan etkisi vardı. Ancak hala Nietzcshe’yi bu duruma getiren sebebin tam olarak ne olduğu belirsizliğini korur. 1889 yılından sonra annesi ve kız kardeşi tarafından bakıldı ve 25 Ağustos 1990 yılında Wiemar’da hayatını kaybetti.





Nietzsche'nin Eserleri

  • Tragedyanın Doğuşu
  • İnsanca Pek İnsanca
  • Şen Bilim
  • İşte Böyle Buyurdu Zerdüşt
  • İyinin ve Kötünün Ötesinde
  • Güç İstenci





https://bylge-images.s3.amazonaws.com/sky_quote_05.jpg
Biographiest

Akıllı insanlar, biyografi okumayı ihmal etmeyenlerdir...

https://bylge-images.s3.amazonaws.com/sky_quote_05.jpgBiographiest senin desteğini bekliyor.
İçerik paylaşarak para kazanmanın kolay yolu 💰