İnsanlığın En Büyük Buluşlarından Biri:Penisilin

05/01/20204 dakikalık okuma

Penisilin, bakterilerden kaynaklı enfeksiyonlara karşı kullanılan ve geniş yelpazede bakterilere saldırarak üremelerini ve gelişmelerini engelleyen antibakteriyel ilaç grubunda yer alan ve tarihte doktorlar tarafından kullanılan ilk antibiyotiktir. Penisilin keşfi ve üretilmesi tıp alanın geleceğinin değiştirmiş, milyonlarca insanın hayatını kurtulmasını sağlamıştır.



Penisilin doğal yollarla ilk defa 1928 yılında Penisilyum mantarı ailesinden üretilmiş, sentetik penisilin ise 29 yıl sonra yani 1957 yılında kullanıma geçmiştir. Penisilin kullanımı oral yada enjeksiyon yolu ile gerçekleşir. Penisilin sınıfı içinde hastalık grubuna göre çeşitlenen farklı penisilin çeşitleri mevcuttur.



Penisilin çeşidi veya bir diğer adıyla antibiyotiklerin temel amacı bakterileri öldürmektir. Penisilin ve türevleri bakterilerle şu şekilde savaşırlar: Bakteriler çoğalırken hücre duvarlarında küçük bir delik oluşturarak bölünmeye başlarlar. Penisilin, bakterilerde hücre duvarının yenilenmesinden sorumlu olan peptidoglikan polimerlerine bağlanarak, bakterinin hücre duvarı oluşturmasını engeller, hücre duvarın kapatamayan bakteri, kapatamadığı bu delikten içine fazla miktarda su almaya başlar. Su girişiyle birlikte hücre içinde oluşan yüksek su basıncı sonunda hücreyi patlatarak bakterinin ölmesine sebep olur.



Penisilin birçok hastalığın tedavisinde kullanılır; Boğaz enfeksiyonları, menenjit, frengi ve bakterilerden kaynaklı diğer enfeksiyonlarda. Penisilin başlıca yan etkileri; Hareketlere karşı aşırı duyarlılık, kurdeşen, cilt döküntüleri, deride şişkinlik veya alerjik şoklardır.



PENİSİLİNİN TARİHİ

Penisilin, 1928 yılında İskoç bilim adamı Alexander Fleming tarafından tesadüf eseri keşfedilmiştir. Fleming, Londra’daki laboratuvarında bakteriler üzerinde çalışmalarına devam ederken, 28 Eylül 1928 günü tatilinden dönmüş, çalışma odasında üzerinde çalıştığı Stafilokok bakterilerin olduğu petri kabının kapağının olmadığını fark etmiş daha önemlisi bu kabın mavi-yeşil küf ile kaplandığını görmüştür. Kabı daha detaylı olarak incelemeye alan Fleming, yüzük şeklinde bütün petri kabının yüzeyini kaplayan bu küf oluşumunun Stafilokok bakterilerinin üremesini engellediğini fark etmiştir. Bu bulgularını kanıtlamak için birkaç test daha yapan Alexander Fleming, pelisinin sadece bakterilerin üremesini engellemediğini ayrıca öldürdüğünü de gözlemlemiştir. Fleming ‘in ileride milyonlarca insanın hayatını kurtaracak olan Penisilini keşfi bu şekilde gerçekleşmiştir. Bu buluş ileride kendisine Tıp Nobel Ödülünü kazandırmıştır. İlerleyen tarihlerde bu buluşu nasıl gerçekleştirdiği sorularına ise aşağıdaki gibi cevap vermiştir.



28 Eylül 1928 sabahı uyandığımda, tıp tarihinde devrim yapacak olan antibiyotikleri yada bakteri öldürücülerini keşfetme gibi bir planım yoktu, ama yaptığım tam olarak buydu.



Penisilin bulunduktan sonra tıp dünyasında kabul görmesi ise hızlı bir şekilde gerçekleşmemiştir, bu kadar önemli bir keşfin neden hemen bir etki uyandırmadığı sorusuna ise Fleming ‘in çok konuşkan biri olmaması ve yaptığı işi pazarlayalamaması temel neden olarak gösterilmiştir. Fleming'in penisilini buluşundan tam 12 yıl sonra yani 1940 yılında, Sir William Dunn Patoloji Okulları Direktörü Howard Flore, Fleming yaptığı çalışmalarından etkilenmiş ve penisilinin denekler üzerinde etkisini sınamak istemiştir. Laboratuvarında enfekte olmuş 50 tane fare üzerinde yaptığı deneyler sonucunda penisilin alan fareler hayatlarına devam ederken, diğerlerinin öldüğünü gözlemlemiştir. Flore, fare üzerindeki çalışmalarından sonra penisilin insan üzerinde denenmesi için yeteri kadar ikna edici olduğuna inanmıştır.



1941 yılında gelindiğinde polis memuru olan Albert Alexander bahçesinde çalışırken yüzü çitlere takılmış ve enfeksiyon kapmıştı. Kısa bir süre içinde stafilokok bakterilerinden kaynaklanan enfeksiyon; yüzü, çenesi, omuzları ve ciğerlerine kadar sıçradı. Flore bu olayı duyduktan sonra penisilini Albert Alexander üzerinde denemeye karar verdi, penisilin tedavisinde sonra hızlı bir şekilde iyileşmeye başlayan hasta, ne yazık ki yeterince penisilin olmamasından dolayı enfeksiyon tamamiyle kurutulamamış ve sonunda ölmüştür. O dönemde yeterince penisilin olmamasının nedeni: 2000 litre küf kültüründen sadece bir hastaya yetecek kadar saf penisilin üretilebiliyor olmasıydı.



Penisilin, İkinci dünya savaşındaki rolü ise tartışılmazdı. Normandiya çıkarması öncesi ve sonrası hızlıca üretimine geçilen penisilin yaralı ve enfekte olan askerler üzerinde kullanılıyordu. İkinci dünya savaşından önce askerlerin yaklaşık olarak %15 ‘i bakterilerden kaynaklı enfeksiyonlara yenik düşüyordu, aslında ölümlerin çoğu savaş medyanında değil, yaralanmalardan kaynaklı iltihaplanmalardan dolayı oluyordu. Penisilinin kitlesel olarak üretimine geçildikten sonra ise enfeksiyona bağlı ölüm oranı ikinci dünya savaşında %1 noktasına kadar geriledi.



Fleming ‘in Nobel ödülünü alırken yaptığı konuşmada ise penisilinin fazla kullanılması halinde bakterilerin dirençlerinin artabileceği ve penisilin hastalıkları tedavi etmekte yetersiz kalabileceği konusunda uyarmıştır. Bugünkü karşılaştığımız antibiyotik sorununu Fleming , 100 sene öncesinden öngörmüştür.



https://bylge-images.s3.amazonaws.com/slice-of-lemon-2135548_1280.jpg
112-Acil

Sağlık

https://bylge-images.s3.amazonaws.com/slice-of-lemon-2135548_1280.jpg112-Acil senin desteğini bekliyor.
İçerik paylaşarak para kazanmanın kolay yolu 💰