Küçük Kaynarca Antlaşması (21 Temmuz 1774)

07/13/20206 dakikalık okuma

1768 - 1774 Osmanlı - Rus Savaşı Öncesi Osmanlı Devleti



Osmanlı Devleti, 1735 - 1739 Osmanlı – Rus – Avusturya Savaşı sırasında dönemin en önemli ve güçlü iki Avrupa devletini aynı anda ve tek başına girmiş olduğu bir savaşta büyük bir yenilgiye uğratarak önemli bir başarı elde etmiş ve 18. yüzyıl başlarında kaybetmiş olduğu topraklarının büyük bir kısmını da geri almayı başarmıştı. Osmanlı İmparatorluğu, bundan sonraki yaklaşık otuz yıl boyunca (1739-1768) Avrupa ile en uzun süre devam edecek olan bir barış dönemine girdi.



1768 - 1774 Osmanlı - Rus Savaşının Nedenleri



Alman kökenli bir prenses ve aynı zamanda Çar III. Petro’nun da eşin olan Katerina (Daha sonra Büyük Katerina olarak anılacak), kocasının tahta çıkışından yaklaşık altı ay sonra muhafız birliğinin çıkardığı bir ayaklanma sırasında öldürülmesi üzerine 1762 yılında Rusya’nın başına geçti. Katerina, çariçe olur olmaz ülkesinin sınırlarını daha da genişletmeyi amaçlayan yayılmacı ve emperyalist bir dış politika izlemeye başladı.





1768 – 1774 Osmanlı – Rus Savaşı’nın en önemli nedenlerinden beri de Katerina'nın izlediği yayılmacı dış politika ve Çar I. Petro döneminde belirlenmiş olan Rusya’nın sıcak denizlere inme hedefiydi. Rusların Lehistan'ın (Polonya - Litvanya Birliği) iç işlerine müdahale etmeleri ve Kırım Hanlığı'na karşı baskıları bazı Leh vatanseverlerin ve Kırım hanının Osmanlı Devleti'ne müracaat ederek yardım istemesine neden oldu.



Leh Kralı ile savaşan soyluları takip eden Kazak birliklerinin sınırı geçerek Osmanlı topraklarındaki Balta'da katliam yapmaları üzerine Padişahı III. Mustafa 25 Eylül 1768'de Rusya'ya savaş ilan etti. Hızlı bir şekilde ilerleyen Rus ordusu 17 Eylül 1769'da Dinyester nehri üzerinden Boğdan'a (Moldova, Kuzey Romanya) girdi. 7 Ekim'de Yaş ve 17 Kasım'da da Eflak'ın (Güney Romanya) başkenti Bükreş düştü. 1 Ağustos 1770'de Kartal'da (Kagul) Osmanlı ordusu Rus ordusu karşısında ağır bir bozguna uğradı. Ruslar 1771 yılı içinde ise Kırım Yarımadası'ndaki hemen bütün kalelerini ele geçirerek bölgeyi tamamen istila ettiler.





Rus Donanmasının Ege Denizi ve Doğu Akdeniz'deki Faaliyetleri



1769 Temmuz'unda Baltık Denizi'nden açılan bir Rus donanması tarihte ilk defa İngilizlerin de yardımıyla Manş Denizi'nden geçerek Cebeli Tarık Boğazı üzerinden Akdeniz'e girdi. 1770 Şubat'ında Mora Yarımadası (Güney Yunanistan) kıyılarına gelen Ruslar hiç vakit kaybetmeden Osmanlı aleyhtarı propagandalarla yerli Rumları kışkırtarak bölgede bir ayaklanma çıkmasına neden oldular. Bunun üzerine Mora'ya intikal ettirilen Osmanlı ve Arnavut askerleri Mayıs ayının son günlerine doğru isyancıları yenilgiye uğratarak Rus donanmasının bölgeden uzaklaşmasını sağladı. Ancak Ege Denizi'ndeki bazı adalar 1770 - 1775 arasında Rus işgali altında kaldı. Akdeniz'de dolaşmakta olan bir Rus Donanması ise 6 - 7 Temmuz gecesi Çeşme limanında karşılaştığı Osmanlı donanmasını yaktı.



Osmanlı Devleti'nin Ruslarla uğraşmasından faydalanan Mısır'daki Memlük beylerinden Bulutkapan Ali Bey bir isyan başlatarak Mısır, Suriye, Filistin, Lübnan ve Arabistan'da kendi idaresinde bir yönetim kurdu. Ali Bey'in isyanını desteklemek ve onunla ittifak yapmak amacıyla Doğu Akdeniz'e açılan bir Rus donanması bölgede Osmanlı hakimiyetinde kalmış tek liman şehri olan Beyrut önlerine gelerek birincisi 23 - 28 Haziran 1772 ve ikincisi 10 Ekim 1773 - Ocak sonu veya Şubat başı 1774 tarihleri arasında olmak üzere Arnavut askerleri ile birlikte şehri işgal etti. Ancak Ali Bey başarılarının devamını getiremeyerek Osmanlılara mağlup olunca Ruslar'da Lübnan'dan ayrılmak zorunda kaldılar.





Son Çatışmalar



Rusların Osmanlılar karşısındaki başarılarından endişelenen ve Orta Avrupa'ya doğru ilerlemesini istemeyen Avusturya ve Prusya'da işe karışarak Lehistan topraklarını aralarında paylaşmaya giriştiler. Ancak Katerina bu sıralar ülkesindeki Pugaçov Ayaklanması ile meşgul olduğundan buna gerekli tepkiyi gösteremedi. Osmanlı Devleti'de Rusya'daki bu karışıklıklardan faydalanarak bir barış teklifinde bulundu ise de Katerina'nın buna cevabı yeni bir Rus ordusunu Balkanlara yollamak oldu. 20 Haziran 1774'te, Aleksandr Suvarov komutasındaki bir Rus ordusu, Kozluca yakınlarında karşılaştığı Osmanlı Ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı. Şumnu'ya kadar ilerleyen Ruslar Varna yolunu da kapattılar. Bunun üzerine Osmanlı Devleti barış istemek zorunda kaldı. Rus ordusunda da ayaklanma belirtileri ve salgın hastalıklar baş göstermeye başladığından onlar da bu isteğe uydular.





Küçük Kaynarca Barış Antlaşması



İki devletin temcileri arasında Bugün Bulgaristan - Romanya sınırındaki Kaynarca kasabasında başlayan müzakereler 17 Temmuz 1774'te tamamlandı. 21 Temmuz 1774'te imzalanan ve 28 maddeden oluşan Küçük Kaynarca Antlaşması'nın bazı maddeleri Osmanlı Devleti açısından oldukça olumsuz ve ileride yıkıcı sonuçlar doğuracak şartlar içeriyordu.



Küçük Kaynarca Antlaşması'na göre;



1. Kırım Hanlığı Osmanlı Devleti'nden ayrılarak tam bağımsız bir ülke olacaktı. Bu Osmanlı tarihinde ilk defa halkı tamamen Türk ve Müslüman olan bir beldenin zorla da olsa bağımsızlığını kazanması anlamına geliyordu. Ruslar ilerleyen yıllarda Kırım üzerindeki baskılarını arttırarak 1783'te bölgeyi tamamen istila ettiler.



2. Rusya, Eflak, Boğdan ve Balkanlar ile Kafkasya'da işgal etmiş olduğu yerleri boşaltarak Osmanlı Devleti'ne geri verecekti.



3. Karadeniz kıyısındaki Azak, Kılburun, Yenikale ve Kerç kalesi ile Dinyeper ve Bug nehri arasındaki topraklar Ruslara bırakılacaktı.



4. Osmanlı Devleti Rusya'ya üç sene içinde ve üç taksit halinde olmak üzere savaş tazminatı ödeyecekti. Bu Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan beri ilk defa bir devlete savaş tazminatı ödemesi anlamına geliyordu.

5. Rus ticaret gemileri, Karadeniz ve Akdeniz’de serbestçe dolaşabilecek ve istedikleri zaman boğazlardan geçebilecek ve Osmanlı limanlarında kalabileceklerdi. Böylelikle Karadeniz artık bir Türk gölü olmaktan çıkmış oluyordu.



6. Rusya, İstanbul’da daimi bir elçilik bulundurabilecek ve Balkanlar’da da istediği yerlerde konsolosluklar açabilecekti.



7. İngiltere ve Fransa gibi Rusya'da kapitülasyonlardan faydalanabilecekti.



8. Rusya, İstanbul'da bir Ortodoks Kilisesi açabilecek ve Osmanlı Devleti'de Ortodoks din adamlarına bazı ayrıcalıklar tanıyacaktı. İlerleyen yıllarda Rusya, bu maddeyi Osmanlı ülkesinde yaşayan bütün Ortodoksların hamisi rolünün kendisine verildiği şeklinde yorumlayarak sık sık Osmanlı Devleti'nin iç işlerine müdahale etmede bir gerekçe olarak kullanmıştır.



Ayrıca bu antlaşma ile Osmanlı imparatorluğu tarihinde ilk defa tek bir devlet ile girmiş olduğu bir savaşı kaybederek döneminin sayılı süper güçlerinden biri olma özelliğini de kaybetmiş oluyordu.

https://bylge-images.s3.amazonaws.com/banff-4331689_1920.jpg
Pow

Fizik, Kimya, Matematik, Tarih ve Genel Kültür Sevdiricisi

https://bylge-images.s3.amazonaws.com/banff-4331689_1920.jpgPow senin desteğini bekliyor.
İçerik paylaşarak para kazanmanın kolay yolu 💰