Liberalizm Nedir?

08/01/20207 dakikalık okuma

Liberalizm, siyasetin temel sorunu olan bireysel özgürlüklerin artırılması ve geliştirilmesini amaç edinen siyasi doktrindir. Liberalizm kelimesi, "özgür" anlamına gelen Latince "liber" kelimesinden türetilmiştir. Temelde, bireysel özgürlüğün önemini vurgulayan ancak bireysel özgürlüğü korumak için yasaların gerekli olduğunu kabul eden ılımlı politik felsefedir. Geniş anlamıyla yukarıda verdiğim tanımı içeren Liberalizm, yasaların çerçevesi ne olması konusunda farklı siyasi görüşlere sahiptir.



Liberalizm bir doktrin haline gelmeden önce siyasi felsefe olarak ortaya çıkmıştır. İlk temelleri 17.yüzyılda Aydınlanma Çağından İngiltere'de atılan bu siyasi felsefeye göre, her şeyin özünde özgürlük yatar. Liberalizm, temelinden fikir alışverişi, ifade özgürlüğü, tartışmaya açıklık, serbest piyasa, özel mülkiyet ve hukukun üstünlüğü vardır. Liberalizm, bilimsel rasyonilizm, emprizm ve şüphecilik üzerinde inşa edilmiş bir demokrasiye değer verir. Bireysel haklar liberazmin temel taşıdır.





Liberaller, liberalizm görüşünü benimseyen insanlar, devleti diğer siyasi görüşlere göre daha farklı şekilde ele alırlar. Devlet, siyaset içinde gerekli olan bir mekanizmadır, ancak bu mekanizmanın temel ödevi insanlara zarar veren unsurlardan korumaktır, kimi liberallerde ise devlet bile sorunlu bir makine olarak ele alınır. Bazı liberaller göre devlet, kişisel hürriyet ve hakların karşısındaki en büyük tehdittir. Tehdit öte olarak Thomas Paine göre devlet şeytandır, ancak gereklidir.



Bu siyasi görüşte; kurallar, yasalar ve politikalar kişinin yaşamını ve özgürlüğünü korumak için var olmasına rağmen bazen bu güç bireylere dönebilir. O halde bu sorunu çözmek için gerekli olan şey bireysel özgürlükleri teminat altına alan hükümetin bu gücü kötüye kullanmasını engelleyecek olan bir sistem tasarlamaktır.



Sorunu belirlemek basit olsa da, problemin çözümü bu kadar kolay değildir. Temel görevi bireylerin güvenliğini sağlamak olan devletin, özgürlükleri korumak için ne kadar işin içinde olması gerektiğini sorguladığımızda karmaşıklaşır. Neoklasik liberaller ve özgürlükçüler, devletin bu hakların teminat altına alınmasında büyük rolü olduğunu düşünürler. Devlet, elindeki gücü kullanarak bireylerin hürriyetlerini koruyabilir ve destekleyebilir. Devlet kişilerin özgür yaşamlarını sürdürebilmeleri için önündeki engelleri kaldırmakla yükümlüdür. Bu engeller liberaller göre fakirlik, hastalık, ayrımcılık ve cehalettir. İnsanların başkaların özgürlüklerini ihlal etmek için kullandıkları özgürlüklerini önlemek için yasalar gereklidir. Bu nedenle insanların birbirlerini aldatmalarını, zorlamalarını ve suistimal etmelerini önlemek için gerekli yasalar ve yönetmelikler olmadan insanlar gerçekten özgür olamazlar.





Bu sisteminin zor olan kısımlardan biri de insanların hürriyetlerinin sınırının ne olduğunu belirlemektir. Bu sınırın ne olduğunu John Mill şöyle açıklar: İnsanlar, başkalarının istediği gibi yapmasını engellediği noktaya kadar istediklerini yapmakta özgürdürler ve böyle olmalıdır. Aslında bu sınırı ilk olarak belirleyen kişi Adam Smith olmuştur, bu ilke farklı haliyle bugün Amerikan Anayasasında yer alır.



Kimi düşünürler, bir önceki paragrafta ele aldığım özgürlük konusunu değerlendirirken liberalleri narsist ve egoist olarak tanımlamaktan kendilerini geri alamazlar. Yukarıda da ifade ettiğim gibi liberallere göre insanların hayatta kalabilmeleri için doğuştan gelen bir akıl melekesi vardır ve bunun sonucunda mantıklı kararlar verebilir ve hayatta kalabilirler. Devlet desteği olmadan bireysel özgürlüklerin yaşanması liberallerin ana slogonı olması konuyu açıklamak için yeterince açıklayıcıdır. Örneğin Marx bu konu hakkında çok daha farklı düşünür, ona göre devletin bireylere özen göstermesi ve en azından yiyecek, içecek, giyecek ve barınak sağlaması gerekir. Tepeden hakim bir gücün yani devletin gerekliliğini zorunlu görür.



Özgürlüklerin nasıl yaşanacağı ve devletin ne yapması gerektiği konusu ise liberaller arasında uzlaşılan bir konu değildir. Uzun zamandır tartışmalı olan bu başlık, kimi liberalde, devlet sadece bireysel hürriyeti ve özgürlükleri korumalı ve bunun dışında birey üzerinde etkisi olamaz şeklindedir. Modern liberallere göre ise devletin bu görevi yeterli değildir, devlet bu hakları korumak ile yetinmemeli, kişisel özgürlüklerin yaşatmak için desteklemeli ve teşvik etmelidir.



İlk başlarda feodalizmin kısıtlamalarına ve sınırlamalarına karşı bir tepki olarak çıkan liberalizm. Bu tarihe kadar feodal hayattan kapitalizm yumuşak bir geçişi sağlayan araç olmuştur. Endüstrilerin bağımsızlığı ve orta sınıftaki işçilerin haklarını tekrar kazanması konularında büyük yarar sağlamıştır.





Günümüzde temel olarak üç farklı liberal vardır, bunlar; Modern liberaller, klasik liberaller ve neoliberallerdir. Kendi aralarında bazı düşüncelerde ortak olsa bile bazı noktalarda farklı düşünürler.



Benzerlikler

Hukukun Üstünlüğü: Bütün liberallerin birleştiği noktalardan biri güçlü bir hukukun üstünlüğüdür. Liberalizmin babası sayılan John Locke'ye göre "Hukukun bittiği yerde zulüm başlar" sözü liberalizm içerisinde hukukun ne kadar önemli olduğunu anlatması açısından önemlidir. Diğer ünlü liberallerden biri olan J.Adams ise bu konu hakkında devleti, hukuk çerçevesinde "Erkeğin değil hukukun devleti" olarak tanımlar.



Mutlak Haklar: Bireysel haklar, birinci madde de verdiğim hukukun üstünlüğü konusu ile sıkı sıkıya bağlantılıdır. Doğuştan bireylerin elde etmiş olduğu haklar, ancak güçlü bir hukuk yasasının varlığıyla ile korunabilir. Özgürlükler, tüm liberaller için vazgeçilmez bir unsurdur. Ancak, bu özgürlüklerin kazanımı sırasında devletin veya hükümetin ne kadar dahil olması gerektiği ise belirsizdir.



Özgürlükler: Bütün liberaller için insanların özgürlüklerin sağlanmasını gerekir. Bütün liberallerde olmazsa olmaz olan koşuldur. Sınırların ne olması gerektiği konusunda ise itilaf vardır. Buraya farklılıklar konusundan değineceğim.



Güçlerin Ayrılığı: Bütün liberaller tarafından benimsenen bu görüş ilk olarak klasik liberaller tarafından ortaya atılmıştır. Fazla güce ulaşmış hükümetlerin bu güçlerini baskı aracı olarak kullanmasını engellenmesi için devlet ayrılmalı ve gücü dağıtılmalıdır.



Sosyal Özerklik: Liberaller ekonomik politikalar konusunda her ne kadar farklı görüşte olsalar bile anlaştıkları nokta siyasal politikaların şekillendirilmesidir. Bireyler, kendi seçimlerini yapacak kadar rasyonel ve özgür bireylerdir. Bu sebeple devletin siyasi politikalarında yer almalı ve görüşleri yeni siyasi politikalara yansıtılmalıdır.



Akılcılık: Bir önceki madde de bahsettiğim gibi insanlar akıllarını kullanabilen mantıklı yaratıklardır. Bu yüzden, politikalar akıl üzerine inşa edilmelidir, duygunun politikalarda yeri olmamalıdır. Azınlıkta kalan bazı liberaller ise bu düşünceye karşı çıkar. (T.Hobbes, Maistre, ...)



Farklılıklar

Özgürlük: Isaiah Berlin'e göre iki farklı özgürlük vardır; pozitif ve negatif özgürlük. Berline göre pozitif özgürlük, açlık ve kalitesiz eğitim gibi sorunlardan muaf olmak veya özgür olmaktır. Bunun ifade ettiği anlam kabaca toplumda herkesin eşit şekilde donatılması gerekliliği ve aynı araçlara sahip olmasıdır. Bu söylem fırsat eşitliği yaratmanın başka bir şekilde ifade edilişidir. Pozitif özgürlük, ülkenin sosyoekonomik olarak yüksek düzeyde büyümeyi yakalamasını gerekli kılar. Negatif özgürlük ise devlet hangi düzeyde olursa olsun hiçbir müdahale de bulunmaması şeklinde açıklanabilir.



Devletin Büyüklüğü: Aslında bu konuyu yeterince açıkladığımı düşünüyorum. Burada belki bir kez daha üzerinden geçebiliriz. Modern liberaller devletin sosyal eşitliği sağlamak ve refah seviyesini artırmak için sosyal hayata daha fazla müdahil olması gerektiğini vurgularlar. İnsanların nasıl ve kimden doğduklarına bakılmaksızın kendi hayatlarının efendisi olmaları için devlet bazı yerlerde fırsat eşitliği yaratıp olanak sağlamalıdır(Olanak sağlayan devlet). Klasik ve neoliberallere göre ise devletin tek görevi; güçlü bir hukuku tesis etmek ve temel yasaların uygulanmasını sağlamaktır. Bunların haricinde hayatın başka bir alanına etki etmemelidir(Bekçi Devlet).



Pazar Müdahelesi: Klasik ve neoliberaller devletin hangi boyutta olursa olsun pazarlara ve serbest ticarete hiçbir şekilde müdahil olmamasını isterler. Modern liberaller, ise bazı durumlarda devletin işçilerin haklarını ve hukukunu koruması için sürece dahil olması gerekliliktir.

https://bylge-images.s3.amazonaws.com/city-4739114_1280.jpg
Adam Smith

Ekonomi ve Finans hakkında haftalık yazılar

https://bylge-images.s3.amazonaws.com/city-4739114_1280.jpgAdam Smith senin desteğini bekliyor.
İçerik paylaşarak para kazanmanın kolay yolu 💰