Napolyon Bonapart - Biyografi, Hayatı, Sözleri & Kimdir

https://bylge-images.s3.amazonaws.com/sky_quote_05.jpg
Biographiest

Akıllı insanlar, biyografi okumayı ihmal etmeyenlerdir...

1st May 2020

Napolyon Bonapart(1769-1821), 19.yüzyılın başlarında Avrupa'nın çoğunu fetheden, tartışmasız dünyanın en büyük askeri liderlerinden biri ve Fransa'nın ilk imparatorudur. Korsika adasında doğan Napolyon, 1789 Fransız Devrimi sırasında orduda hızla yükseldi. 1799 yılında hükûmete karşı yapılan darbede etkin rol alarak siyasi iktidarı ele geçirdikten sonra 1804’te kendini imparator ilan etti. Zeki, hırslı ve yetenekli bir askeri stratejist olan Napolyon, Avrupa ülkelerinin çeşitli koalisyonlarına karşı yaptığı savaşların çoğunda başarılı oldu ve imparatorluğunu genişletti. 1812 yılında Rusya seferinde büyük bozguna uğrayarak ülkesine döndüğünde halkın tepkisiyle karşılaşınca tahtan feragat etmek zorunda kaldı ve Elba adasına sürgüne gönderildi. 1815 yılında Yüz Günler kampanyasıyla tekrar tahta çıktı ancak Waterloo savaşında ezici bir yenilgi aldıktan sonra Saint Helena adasına tekrar sürgüne gönderildi. Burada 51 yaşında vefat etti.



Napolyon’un Eğitimi ve Askeri Kariyeri

Napolyon Bonapart, 15 Ağustos 1769 yılında Akdeniz Korsika adasına bağlı Ajaccio şehrinde, avukat Carlo Bonapart ve Letizia Ramolino Bonapart’ın hayatta kalan sekiz çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Ailesi Korsika adasının soylu sınıfından olmalarına rağmen zengin değillerdi. Uzun bir süre İtalya'nın Cenova Şehir Devletine bağlı olan Korsika, doğumundan bir yıl önce Fransa’ya para karşılığı satılmıştı. Adanın Fransa yönetimindeki ilk yıllarında büyük bir direniş hakimdi, baba Bonapart ilk olarak milliyetçileri destekledi ancak daha sonra bu tavrından vazgeçerek Fransa yanında saf tuttu. Sadakatinden dolayı Fransa hükûmeti tarafından ödüllendirilerek Ajaccio Denetçisi görevine atandı. Soylu sınıfına dahil olan baba Bonapart, denetçi makamından yararlanarak Napolyon ve kardeşi Joseph’i Fransız d’Autun Kolejine yazdırmayı başardı.



Lise eğitimi için Fransa ana karasına geçen Napolyon, Brienne askeri okulundan mezun olduktan sonra Paris’teki Fransız Askeri Akademisine girdi. Askeri akademideyken babasını mide kanserinden kaybeden Napolyon, ailenin en büyük erkek çocuğu olmasından dolayı ailesinin sorumluluğunu genç yaşta üstlenmek zorunda kaldı. 1785 yılında Fransız Askeri Akademisinden mezun olur olmaz Fransız Topçu Alayına teğmen olarak katıldı.





1789 Fransız Devrimi başladığı sıralarda orduda subay olarak görevine devam ederken, Fransa’da devrimcilerin yanında yer aldı. Fransız Devriminin getirdiği kargaşa Napolyon gibi iddialı askeri liderler için büyük fırsat anlamına da geliyordu. Genç lider, devrimin ilk yıllarında demokrasi yanlısı bir grup olan ve Fransız Devriminin en tanınmış ve popüler siyasi kulübü Jakobenlerin sıkı bir destekçisiydi. Devrimin başlamasından üç yıl sonra 1792’de Fransa’da cumhuriyet ilan edildi; ertesi yıl Kral XVI Louis ve eşi Belçika'ya kaçmaya çalışırken yakalanıp Paris'e getirildi ve burada idam edildi. Nihayetinde, bu olaylar Maximilien de Robespierre’in yükselişine ve esasen Robespierre’in liderliğindeki Kamu Güvenliği Komitesinin diktatörlüğüne zemin hazırladı.



Fransa'daki cumhuriyet’in ilk yılları çok sıkıntılı geçti. Terör Saltanatı olarakta bilinen 1793 ve 1794 yılları arasında 40.000 kişi çıkan olaylarda hayatını kaybetti. Bu olayların sonunda cumhuriyetin arkasındaki en büyük silahlı güç olan Jakobenler iktidardan düştü ve Jakoben lideri Robespierre giyotine gönderildi. Fransa’da bu olaylar yaşanırken Napolyon bir taraftan askeri kariyerinde büyük bir kazanım elde etti ve Jakobenler saltanatında tuğgenerallik rütbesine kadar yükseldi.



1795 yılında Paris’te devrimci hükümete karşı gerçekleştirilen kraliyetçi ayaklanmada Direktuvar grubuyla birlikte çalışarak, Jakobenler iktidardan düşmesinde büyük rol oynadı.



Napolyon’un Gücü Eline Alması

Devrimci hükümetin devrilmesi sırasındaki çalışmaları ve gayretleriyle Direktuvar’ın gözüne girmeye başaran Napolyon, tümgeneral rütbesine yükseltilerek İçişleri Ordu Komutanlığına atandı. Direktuvar’la olan ilişkileri çok sıkı olan Napolyon, aynı zamanda askeri konularda ülkede güvenilir rehberlerden biriydi. 1796 yılında ise uzun süredir gözüne kestirmiş olduğu İtalya Ordusu’nun başına geçmeyi de başaran Napolyon, orduyu komutanlık ettiği ilk sıralarda ordu 30.000 hoşnutsuz, ümitsiz ve güçten düşmüş askerden oluşurken, genç liderleriyle birlikte Fransa'nın en güçlü ordularından biri haline geldi. Ordunun başında Avusturyalılara karşı çok önemli zaferler elde eden Napolyon, bir yandan Fransız imparatorluğunun büyük ölçüde genişlemesine yardım ederken bir yandan da Fransa’ya tekrar monarşiyi getirmek isteyen kraliyetçilerin iç isyanlarını bastırdı. Tüm bu başarılar Napolyon’u Fransa’da en etkili kişilerden biri yaptı.



Fransa'daki devrimci hükûmetin, 1792’ten beri süre gelin çeşitli Avrupa ülkeleriyle anlaşmazlıkları vardı. 1796’da Napolyon, İtalya ile yapılan bir dizi savaşta kendinden daha güçlü olan ve Fransa'nın en büyük zaferlerinden biri sayılan Avusturya savaşında orduyu komuta etti. Avusturya ile Fransa arasında 1797 tarihinde yapılan Campo Formio Antlaşmasıyla Fransa bölgesel olarak büyük kazanımlar elde etti.





Bir yıl sonra Fransa’yı yöneten beş kişilik gruptan oluşan Direktuvar, Napolyon’a İngiltereyi işgal etmesini söyledi. İngiltere ile ilgili bir süre araştırmalar yapan Napolyon, sonunda Fransız donanmasının İngiltere Kraliyet donanmasını yenebilecek güçte olmadığına karar verdi. Yönetime, İngiltere'ye doğrudan savaşa açmak yerine Hindistan ile İngiltere arasındaki ticaret yolu arasında önemli bir merkez olan Mısır'ı işgal etmeyi teklif etti. Yönetim tarafından olur yanıtını alan Napolyon, Temmuz 1798 yılında Mısır'ı Memluklere karşı yapılan Piramitler Savaşında yenerek yönetimi ele geçirdi. 1798 yılında İngiltere Kraliyet Donanmasına karşı yapılan Nil Savaşında savaş meydanında büyük kayıplar veren Fransa ordusu orta doğu bölgesinde sıkışıp kaldı. O dönemde Osmanlı İmparatorluğu yönetiminde bulunan Suriye ‘ye de başarısız bir kuşatma girişiminde bulunduktan sonra Fransa'daki siyasi belirsizlikten dolayı Mısır'ı terk ederek Fransa’ya döndü.



18 Brumaire Darbesi

Kasım 1799 yılında 18 Brumaire darbesi olarak bilinen ve beş kişilik Direktuvar yönetimini başarıyla deviren bir grubun ana parçasıydı. Direktuvar yönetiminin yerini Napolyon’un başta olduğu üç kişilik Konsoloslar grubu devraldı. Yönetime devraldıktan bir yıl sonra Fransa'nın kadim düşmanı Avusturya'yla Marengo Savaşına giren Napolyon, bu savaştan başarılı bir şekilde ayrılarak koltuktaki yerini sağlamlaştırdı. 1802 yılında ise artık savaştan yorgun düşmüş İngilizler ile sadece bir yıl sürecek Amiens Antlaşması yaptı.





Napolyon Fransa’nın başına geçtikten sonra hızlı reform hareketlerine başladı. İlk iş olarak yönetimi merkezileştiren Napolyon, eğitim ve bankacılık gibi alanlarda ülkede önemli değişikliklere gitti. Bilim ve sanatı da göz ardı etmeyerek bu alanlara farklı şekillerde katkılarda bulunurken, Papa ile sıkı bağlar kurmayı da ihmal etmeyerek, kiliseyle uzun ömürlü olacak ve Katoliklerin Fransa’da çoğunluk kilisesi statüsü kazandıran Concordat anlaşmasını imzaladı. Kilise ile yapılan bu anlaşma, cumhuriyet devrime karşı olan dindar Hristiyan kesimin rahatlamasını sağlayarak ve Napolyon’un ülke içindeki yönetimini kolaylaştırması bakımından çok önemliydi. Ama en önemli reformu bugün Fransa medeni hukukunun temelini oluşturan Napolyon Yasası’nı çıkartarak hukuk sistemini modernleştirmesi oldu, bu yasa daha sonra bütün milletlerin kullandığı bir şablon yasa haline geldi. Bu yasanın belirli kısımları hala devletlerin yasalarında farklı şekillerde kullanılmaktadır.



1802 yılında anayasa değişikliğine giderek kendini tek yetkili konsol yapan Napolyon, iki yıl sonra Notre Dame Katedralinde görkemli bir tören düzenleyerek kendini imparator ilan etti.



Fransa’da Napolyon Dönemi

1803-1815 yılları arasında Avrupa devletleriyle Napolyon Savaşları olarakta bilinen bir dizi savaşa giren Napolyon, bu savaşlar için kaynak bulabilmek için 1803 yılında Fransa'nın hakimiyetindeki Kuzey Amerika'daki Louisiana bölgesini, yeni bağımsızlığını kazanmış olan Amerika Birleşik Devletlerine $15 milyon dolara sattı.



Ekim 1805 tarihinde İngilizlerle Trafalgar Savaşına giren Napolyon, savaşta ağır bir yenilgi aldı ve deniz filosunun neredeyse tamamını kaybetti. Bu yenilgiden sadece iki ay sonra Aralık ayında, Avusturya ve Ruslarla Austerlitz Muharebesini kazanarak Fransa’ya tarihindeki en büyük zaferlerinden birini yaşattı. Bu zafer sonuçları bakımından, Kutsal Roma İmparatorluğunun dağılması ve Ren Konfederasyonunun kurulması nedeniyle önemliydi.



İngiltere'yle olan husumeti yönetimde kaldığı sürece devam etti. İngiltereyi işgal edemeyeceğini anlayan Napolyon, 1806 yılından başlayarak Britanya ticaretini baltalamak için sözde Avrupa Sistemi adını verdiği bir sistemle ekonomik savaş başlattı. 1807 yılında Prusya Friedland'da Ruslara bir kez daha yenilen Napolyon, I.Alexander ile Tilsit antlaşması imzalamak zorunda kaldı. 1809’da Fransızlar, Wagram Savaşında Avusturyalılar tekrar karşı karşıya geldi, savaştan galip ayrılarak yönetimdeki gücünü pekiştirmiş oldu.



Yönetimde olduğu yıllarda Napolyon, Fransız devrimi ile birlikte ortadan kaldıran Fransız aristokrasisini tekrar kurmaya başladı. İmparatorluğunu batı ve orta Avrupa’da genişletmeye devam ederken sadık yol arkadaşlarına ve ailesine asalet unvanları vermeyi de unutmadı.



Napolyon’un Düşüşü

1806 yılında başlattığı ve İngiltereyi ekonomik olarak zayıflatmak amacıyla kurmuş olduğu Kıta Sisteminden Rusya’nın çekilmesi Napolyon’u kızdırdı. Misilleme yapmak amacıyla 1812 yazında büyük bir orduyla Rusya seferine çıktı. Rusya’ya sefere çıktığından karşısında tam donanımlı bir ordu ve göğüs göğüse çarpışma beklerken, Rusların vur kaç taktiği sonrasında büyük bir şaşkınlık yaşadı. Bu savaş taktiği hem Rusya'nın daha az zayiat vermesine neden oluyor, hemde Fransız askerlerinin psikolojisini bozuyordu. Aylar süren çatışmalar sonunda Rusya'nın derinliklerine kadar ilerlemeye başardı. Rusya'nın içlerinde her iki tarafından ağır kayıplar verdiği Bordino Savaşı’ndan sonra Moskova’ya doğru ilerlemeye başlayan Napolyon, şehre girdiği zaman büyük bir şok yaşadı. Moskova, Napolyon’un gelişinden önce tamamen boşaltılmış ve her yer ateşe verilmişti. Geldiğinden hayalet bir şehirle karşılaşan Napolyon, Rusların eninde sonunda teslim olacaklarını düşünerek Moskova’da bir ay kadar kaldı. Rusların anlaşmaya yanaşmaması, çetin kışın bastırması ve erzaklarının tamamıyla bitmesi sonucunda geri çekilme kararı aldı. Geri çekilmede sorunsuz olmadı, Fransız ordusu Moskova’dan çıkmaya başladıktan sonra taciz ateşleriyle ve baskınlarla Ruslara karşı kayıplar vermeye devam etti. Napolyon, Rusya’dan tamamen çekildiğinde felaketin bilançosu daha da belirginleşti. Rusya seferine 600.000 kişilik orduyla çıkan Napolyon, Fransa’ya sadece 100.000 askerle geri dönebildi.



Felaketle sonuçlanan Rusya seferinden sonra Fransız kuvvetleri, İngiltere'nin de destek verdiği Peninsular Savaşında İspanyol ve Portekiz kuvvetlerine karşı da kaybetti. Bu kaybı 1813 yılında Uluslar Savaşı olarakta bilinen Fransa'nın Avusturya, Prusya, Rus ve İsveç birliklerinin oluşturduğu koalisyon güçlerine karşı savaştığı Leipzig Muharebesi izledi. Napolyon, üst üste kayıplardan sonra Fransa’ya çekilmek zorunda kaldı ve Mart 1814’te koalisyon güçleri Paris’i ele geçirdi.



Paris’in kaybedilmesinden sonra 6 Nisan 1814 yılında daha 40’lı yaşlarının ortasındayken tahtan çekilmek zorunda kaldı. Fontainebleau Antlaşmasıyla İtalya kıyılarında küçük bir Akdeniz adası Elba’ya sürüldü. Karısı ve oğlu Avusturya’ya sürgüne gönderilirken, kendisine de ada üzerinde küçük bir egemenlik hakkı tanındı.



Yüz Gün Kampanyası ve Waterloo Savaşı

26 Şubat 1815’te Elba Adasına sürgüne gönderildikten bir yıl sonra, yanında 1.000 kadar destekçisiyle birlikte adadan kaçarak Fransa ana karasına doğru yolu çaktı. Fransa’ya geldiği zaman kalabalık bir kitle tarafından karşılandı. Fransa’da alkışlarla karşılanan Napolyon, hemen Yüz Gün Kampanyası’na başladı, sürgüne gönderildikten sonra tahta geçen yeni kral Louis XVIII, Napolyon’un gelişiyle birlikte kaçmak zorunda kaldı.



Napolyon’un Fransa’ya tekrar gelmesi koalisyon müttefiklerinin alarma geçmesine yetti. Hemen savaş hazırlıklarına başlayan Napolyon, Avusturya-İngiltere-Prusya ve Rusya tarafından oluşturulan koalisyona karşı toplu bir savaş vermek yerine, hepsiyle tek tek karşılaşarak saf dışı bırakmayı düşündü. Haziran 1815’te Fransız Kuvvetleri, İngiliz ve Prusya birliklerinin konuşlandığı Belçika’yı işgal etti. 16 Haziran’da Napolyon’un birlikleri Lingy Savaşı’nda Prusyalıları yendi. İki gün sonra 18 Haziran’da Brüksel yakınlarında yapılan Waterloo Savaşında Prusyalıların yardım ettiği İngilizler tarafından ezilerek utan verici bir hezimet yaşayan Napolyon, bir kez daha geri çekilmek zorunda kaldı.



Napolyon’un Son Yılları

İlk sürgün yeri Elba adasına gönderilirse tekrar kaçacağından korkan İngilizler, Napolyon’u Ekim 1815’te Güney Atlantik Okyanusundaki İngilizlerin elinde tuttuğu Saint Helena adasına gönderdi. Adada 5 Mayıs 1821 yılında büyük olasılıkla mide kanserinden hayatını kaybetti. İktidarında, eli yeleğinin altında resim için sık sık poz veren Napolyon’un yıllarca mide ağrısıyla boğuştuğu dair spekülasyonlar, mide kanserinden ölümünü destekler niteliktedir. Napolyon’un ölümünden sonra Sen Nehri kıyılarına gömülmek istemesi rağmen bu isteği yerine getirilmedi ve Helena adasına gömüldü. 1840’da mezarı Fransa’ya iade edildi ve Paris’teki büyük liderlerin yattığı Les Invalides mezarlığına nakledildi.



Napolyon’un Boyu

Napolyon’un boyu kimi kaynaklara 157 cm iken, Fransız kaynaklara göre ise yaklaşık 170 santimetreydi. Bu yükseklik, 19.yüzyıl Fransız erkeklerin ortalama boylarından sadece birkaç santim aşağıydı. Napolyon’un boyu ortalama olmasına rağmen, bunu bir takıntı haline getirdiği ve iki ilişkilerde aşağılık kompleksine kapıldığı söylenir. Kısa boyundan dolayı aşağılık kompleksine kapılmaya, Napolyon’dan dolayı “Napolyon Kompleksi” adı da verilir. Fransız tarihçiler ise Napolyon’un boyu takıntısı olmadığını ve İngilizlerin en sevmediği kişilerinden başında gelen Napolyon hakkında çıkardıkları bir safsatadan ibaret olduğunu söylerler.



Napolyon Bonapart Sözleri ve Alıntıları

İnsanlara liderlik etmenin tek yolu onlara gelecek vaad etmektedir. Lider, umut tüccarıdır.
Kıskançlık, aşağılık olmanın ilanıdır
Çoğu insanın başarısız olmasının nedeni şu andaki isteklerini en çok istediğine değişmesidir.
Dünya’da başarılı olmak istiyorsanız, her şey söz verin ama hiçbir şey yapmayın.



Makaleyi beğendiyseniz lütfen beğenmeyi ve damla desteği vermeyi unutmayın.



https://bylge-images.s3.amazonaws.com/sky_quote_05.jpgBiographiest senin desteğini bekliyor.
Bylge: Makale yazarak para kazanmanın kolay yolu 💰