Nazım Hikmet Sözleri

06/23/20206 dakikalık okuma

Küçük bir mutluluk istiyorum. O kadar küçük olsun ki, istemesin kimse benden onu.



Ben çiçeklerin samimiyetine inanıyorum ister tenekeye ekin ister en pahalı saksılara, emeğiniz kadar güzelleşiyor.



Kaldı işte;

Çayımız bardakta...

Çocukluğumuz sokaklarda...

Mutluluğumuz kursağımızda...

Sevdiklerimiz uzaklarda...

Gülüşlerimiz fotoğraflarda...



Gitmek sadece bir eylemdir, Unutmak ise kocaman bir devrim.



Kim bilir belki bu kadar sevmezdik birbirimizi uzaktan sevmeseydik ruhunu birbirimizin. Kim bilir felek ayırmasaydı bizi birbirimizden belki bu kadar yakın olmazdık birbirimize.



Yitirdim kendimi kendi içimde





Boynuma sarılma gülüm, benden sonra geçer ölüm.



Her gelen sevmek ve hiçbir seven gitmez unutma. Bil ki; giden dönüyorsa sevdiğinden değil, kaybettiğindendir aslında!



Benim aklım fikrim sende, senin gelişinde, seni ne zaman göreceğimde, seni nasıl göreceğim de, beni görür görmez ne diyeceğinde.



Yalnızlık insanlar çok şey öğretmiştir. Ama sen gitme, ben cahil kalayım.



Akın var güneşe akın! Güneşi zaptedeceğiz güneşin zaptı yakın!



Sevmek, sevdiğin kişiyle birlikte olmak değildir unutma! Çünkü aşk; onunla yaşamak değil, onu yaşamaktır aslında.



Sana düşman, bana düşman, düşünen insana düşman, vatan ki bu insanların evidir. Sevgilim, onlar vatana düşman.



Anladın ya işim başımdan aşkın, beni lafa tutma gülüm, ben sana aşık olmakla meşgulüm.



Ne alemdesin yaşama sevincim benim?





Benim sevdasında bencil; ama yüreğinde sağlam sevdiğimi. Akılma gelişini seveyim. Ne güzel darma duman ediyorsun beni.



Sana gökyüzü ısmarladım, gülüşlerinde güneş batsın diye.



Sen beni sarhoşluğumsun, ne ayıldım, ne ayılabilirim, ne ayılmak isterim!



Saraylar saltanatlar çöker. Kan susar birgün, zulüm biter. Menekşeler açar üstümüzde, Leylaklar da güler. Bugünlerden geriye, bir yarına gidenler kalır, bir de yarınlar için direnenler.



Kelebek misalidir aşk; anlamayana ömrü günlük, anlayana bir ömürlük.



Artık ne geri gelmeni beklerim ne de ben gelirim. Nasılsa ben bir şey kaybetmedim, sen bensizliği seçtin. Karar senin.



Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa.



Arkadaşlık ağaca benzer, kurudu mu bir daha yeşermez.



Uzak bir şehir ve şarkı vardı. Şarkı nihaventti.





Hoş geldin! Biz bıraktığın gibiyiz. Ustalaştık biraz daha taşı kırmakta, dostu düşmandan ayırmakta.



Pişman değilim! Sadece dön bak arkana; ne için, nelerden vazgeçtin? Neler dururken, sen neyi seçtin.



Senden uzak olmaktan başka düşüncem yok üzüntüm yok. Sabırla, inanarak ümitle bekliyorum.



Bir tane. Işığım, ekmeğim ve toprağım velhasıl her şeyin.



Piraye, gel sana muhtacım.



Aşk, bazen gitmekle kalmak arasında verdiğin en büyük savaştır. Sevmeyenin aklı, gerçekten sevenin kalbi kazanır bu savaşı.



Hapşurduğumda; çok yaşa, iyi yaşa yerine benimle yaşa deseydi keşke. Bende; sen de gör değil de, emrin olur deseydim sessizce.



Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey. Dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey. Fakat artık ümit yetmiyor bana. Ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum.



Denize karşı bir bankta, omzuna başımı yaslayıp sesinden şiirler dinlemek gibi çocukça isteklerim oldu. Bağışla...



Hani derler ya; Ben sensiz yaşayamam diye, işte ben onlardan değilim. Ben sensiz de yaşarım; ama seninle bir başka yaşarım.





Sende yüreğim var, canım var, aklım fikrim var, sende her şeyim var.



En güzel günlerimiz: henüz yaşamadıklarımız.



Seni görmek bir insan gözünün yapacağı en güzel ve ışıklı bir iştir gibi geliyor bana.



Dün gece rüyamda yine seni gördüm. Uyandığıma pişman oldum.



Hâlbuki içimde senin aşkına dair öyle şarkılar söyleniyor ki.



Özleyeceksin! Kızıyordu, kıskanıyordu, küsüyordu, çok soru soruyordu ama; beni seviyordu diyeceksin.



Gelmeyeceğini bile bile beklemek saflık değil, aşktır.



Siz istiyorsunuz ki çöllerin ortasında bıraktığınız insanlar size gül bahçesi sunsun.



Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, şiirler yazdın. Peki o ne yaptı? deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta.



Seni seviyorum. Sana söyleyecek bundan daha sana ve bana ait sözüm yoktur.



İlk bakışta değil, son bakıştadır aşk. Yani ayrılırken sana nasıl bakıyorsa, o kadar sevmiştir seni.



Yüreğimde senin resmin kulağımda sesin, ve içimde sana kavuşmak ümidi bu sabah beni sarhoş döndürdü.



Umut, binbir ayaklı. Umat, güneşte saklı. Umut, edenler haklı. Umut, insanın hakkı!



Cebimde yoktu, yüreğimden verdim.



Ne güzel şey hatırlamak seni, yazmak sana dair.



Bir yara açıldığında hücreler onu kapatmak için bir araya gelir. Bunu yapmazlarsa vücut ölür. Bir yara var ve bizim bir araya gelmemiz gerekiyor.



Herhal ilerdedir yaşanacak günlerin en güzelleri.



Bazen önemli olmamalı gidecek olan ya da gelmeyen. Çünkü bazen, başlaman gerekir her şeye yeniden.



Gel benimle! Mutluluğun suç olmadığı yerlere gidelim.



Ne zaman kavuşacağız? Bir masanın etrafından oturacağız. Bir yatakta yatacağız, yan yana dolaşacağız.



Çocuk gibi ağladım. O kadar hiç, o kadar boş, manasız. Öyle haksız yere uzağım ki senden.



Seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi...Geceleyin ateşler içinde uyanarak ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi.





Birgün bensizlik çalar kapını, benli günleri düşünür, avunursun...Sanma ki yalanlar içinde, ben gibi bir doğru bulursun.



Lanet olsun, ne muazzam şey seni sevmek.



Dost uğrunda ölmek kolay, fakat uğrunda ölünecek dostu bulmak zordur.



Değmiyor bazen uğruna yorulduklarımız.



Memleketimi seviyorum: Çınarlarında kolan vurdum, hapishanelerinde yattım. Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı memleketimin şarkıları ve tütünü gibi.



Önemli olan zaman bırakmak değil zamanla bırakmamaktır.



Evimin içinde ayağının sesini duymak istiyorum.



Umuda bin kurşun sıksa da ölüm, unutma! Umuda kurşun işlemez gülüm...Alsada çukuruna bizi ölüm. Hatırla ki fidanlar çukurlarda büyür gülüm.



Ayrılık uzun sürdü. Özledik. Gözledik...Hoş geldin! Biz bıraktığın gibiyiz.



Ağır gelir bende bulduğunu, başkalarında aradığın zaman.



İnsan öleceğini bile bile nasıl yaşar? Ya çıldırır, ya da öleceğini unutur.



Memleket mi, yıldızlar mı, gençliğim mi daha uzak?



Güldün, güller açıldı penceremin demirlerinde. İyi ki geçtin dünyadan. Sahi, ya doğmasaydın?



Hadi ansızın çık gel. Beraber dağıtalım hüzünlerimizi; Bir bardak çayın buğusunda.



Kim bilir belki bu kadar sevmezdik birbirimizi uzaktan seyredemeydik ruhunu birbirimizin.



Geri gülmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.



O bensizliği göze aldıysa, ben onsuzluktan bir şey kaybetmem.



Odayı saran odun kokusu, dışarıda çiseleyen bir yağmur, sıcak bir çay. Aklımda çocukluğumdan kalma bir masal.



Bu hürriyet hazin şey yıldızların altında.



Düşmezse düşmesin yakamızdan ölüm. Bizimde üstümüze güneş doğacak gülüm. Gülüşüne bir kurşun sıksa da ölüm. Unutma ki umuda kurşun işlemez gülüm.



Meğer vazgeçmek tek başına yapılan bir eylem değilmiş. Meğer vazgeçmek, karşındakinin seni mecbur bıraktığı bir eylemmiş.



Büsbütün unuttum seni eminim. Maziye karıştı şimdi yeminim. Kalbimde senin için yok bile kinim. Bence sen de şimdi herkes gibisin.



Sen ordan bir canım dersin, benim kalbim kaburgamın altında sığmaz burda.



Gözlerine bakarken güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma, bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde kayboluyorum.



Kitap okurum: içinde sen varsın, şarkı dinlerim; içinde sen. Oturdum ekmeğimi yerim: karşımda sen oturursun, çalışırım: karşımda sen.



İnsan; denizin olmadığı yerde, umut adına martı olmalı.



Bizim kalbimiz hep kırıktır çocuk. Ama yine de etmeyiz sol cebimizden umudu.

https://bylge-images.s3-eu-west-1.amazonaws.com/next-eb863140-8da2-11ea-88e5-c3989f1eeaf7.jpeg
İstanbul

En güzel sözlerin ustası...

https://bylge-images.s3-eu-west-1.amazonaws.com/next-eb863140-8da2-11ea-88e5-c3989f1eeaf7.jpegİstanbul senin desteğini bekliyor.
İçerik paylaşarak para kazanmanın kolay yolu 💰