Oğuz Atay Sözleri

06/12/20206 dakikalık okuma

Seni tanımadan önce ağaçların çiçek açtığı ve yaprak döktüğü mevsimleri hep kaçırdım.



Geçer elbet efendim...Bazısı teğet geçer, bazısı deler geçer, bazısı deşer geçer, bazısı parçalar geçer; ama mutlaka geçer.



- Can çekişmek nasıl bir şey bilir misin Olric?

- Hayır efendimiz, nasıl bir şey?

- Ona söyleyeceğin o kadar çok şey varken, susmaktır Olric...



Ölüm değil ise bizi ayıran, yazık olmuş.



İnsanları genel anlamda seviyorum ama kimseye tahammülüm yok.



Gömleğim tüm düğmelerini yanlış iliklemek gibidir, bazı insanları sevmek. Ne başından beri yanlış yaptığını, sonuna gelmeden anlamıyorsun.



Bir yerde söz biter; iki kişi karşılıklı kendini tekrarlamaya başlar. yeni başlayan ilişkiler bile eskir böylece. Hemen kaçacaksın ki aklın orada kalsın.



Ne ölmek nefessiz kalmaktır ne de yaşamak nefes almaktır. Yaşamak; sevilmeyi hak eden birini yaşamını harcamaktır.



Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok.





Korkuyoruz. Düşünmekten ve sevmek korkuyoruz. İnsan olmaktan korkuyoruz.



Yalnızlığına iyi bak, sahip çık. Kaç kişinin emeği var onda kim bilir.



- Elimde değil Olric.

- Ne efendimiz?

- Elleri Olric, elleri...



İçimin sesi olmasa ölürdüm yalnızlıktan



En kötüsü, hayır demeyi öğrendim. Yemeğe kal, dediler; kaldım. Oysa, kalınmaz. Onlar biraz ısrar ederler; sen biraz nazlanırsın .Sonunda kalkıp gidilir. Her söylenileni ciddiye almak yok mu, şu sözünün eri olmak yok mu; bitirdi, yıktı beni.



Aklımdan çıkmıyor

Aklım çıkıyor

O çıkmıyor



Hani yarınlar güzel olurmuş diyorlardı Olric. Bu yaşadığımız gün de dün'ün yarın'ı değil mi? Kandırıyorlar efendim kandırıyorlar.



Çok şey vardı anlatılacak. O yüzden sustum. Birini söylesem diğeri yarım kalacaktı. Sen duydun mu sustukları mı?





Neden bazı insanlar bazı şeyleri hiç bilmiyorlar? Duysalar, dinleseler, hatta karşılarında görseler bile bilmiyorlar.



- Hayatt üç yanlışım oldu Olric.

- Ne gibi efendimiz

- Tanıdım, inandım, güvendim. Ama bir doğrum oldu.

- O nedir efendimiz?

- Sevdim Olric. Fakat sende bilirsin ki, üç yanlış bir doğruyu götürür.



Şu anda sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim, gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda.



Her anı, ne yapmam gerektiğini düşünerek geçirdiğim için çabuk yoruldum. Bana müsaade.



- Gözden ırak, gönülden de ırak olur mu efendimiz?

- Hayır Olric. Yüreğinde bir yer açıp oraya oturttuğun kimse, seninle birlikte gider her yere.



Yağmur yağıyor Olric. Islanıyor etraf, ağlasak kimse anlamaz değil mi?



Onu hemen unutmadım doğrusu. Fakat içimden bir ses "biraz bekle" diyordu, "sonu iyi olacak"



İnanarak dinlememizi güçleştiriyorlar. İnsan her söz kuşkuyla karşılıyor artık. Gerçekle düş birbirine karışıyor; yalanın nerede bittiğini anlayamıyoruz. Tutunacak bir dalımız kalmıyor. Tutunamıyoruz.



Ne istediğimi ben de bilmiyorum sayın insanlar.



İçimden şehirler geçiyor, sen her durakta duruyor, inmiyorsun.





Anlamasan da olur. Kimse anlamasa da olur. Gerçek hürriyet budur. Ben anlıyorum. Anlatmasam da olur.



Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım: mürekkeple yazmışlar oysa. Ben kurşun kalem silgisiydim. Azaldığımla kaldım.



Geçmiş aslında geçmezmiş efendim. Hep bir köşede yerinden çıkmak için geceyi beklermiş.



Sessiz olun. Bu dünyada ne zaman bir umut ışığı bulsanız onu söndürmek isteyen birileri olur.



Sevgili insanlık? Bir çocuk masumiyetiyle bir kere daha "elma" diyoruz. Ne olur çık artık!



Çok yükseğe çıkamam ben, bende yükseklik korkusu var. Kimseyi yan yolda bırakamam; bende alçaklık korkusu var.



Mutsuz sanıyorlar Olric. Oysa biz mutsuz değiliz. Onlar boş yere bu kadar mutlu.



Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım. Kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.



Beni anlamıyorlardı zararı yok. Zaten beni daha kimler anlamadı.



Ne imla,

Ne satır arası,

Ne paragraf,

Boşluk yok Olric,

Dopdoluyum.



Bazılarımız şiirlere tutunuyor,

Bazılarımız şarkılara,

Bazılarımız filmlere tutunuyor,

Bazılarımız kitaplara,

Sanırım artık insan, tutunamıyor insana...



Provası yok hayatın. Ne yeniden yaşamak mümkün, nede yaşadıklarını silebilmek.



Onu düşünerek yazdıklarımı, o kimi düşünerek okuyor Olric?





Beni anlamalısın. Çünkü ben kitap değilim; çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz. Yaşarken anlaşılmaya mecburum.



İyi geçinmek, iki kişinin kusursuz olmasıyla değil, birbirlerinin kusurlarını hoş görmesiyle olur.



Her şey güzel olacak... Bu da geçecek.... Sen güçlüsün... diye diye yolu yarıladık bak.



Anlam kadar insanın hayatını zehir eden bir kavram yoktur.



Yalnız iyi duvar örmüşüm kimseler giremiyor içeri, ben de çıkamıyorum zaten.



Kitaplar yüzünden çok acı çekiyorum Esat Abi. Sanki hepsi benim için yazılmış.



Bütün hayatımızı yersiz çekingenliklerle mi geçireceğiz? Cesareti yalnız kafamızda mı yaşayacağız.



Kimseye göstermem üzüntümü. Gündüz gülerim, geceleri yalnız ağlarım.



Kişisel değer saydığımız şeylerin, toplumun baskısıyla edinilmiş sahte nitelikler olabileceğini hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız.



Çünkü sevmek, yarıda kalan bir kitaba devam etmek gibi kolay bir iş değildi.



Beni ya şımartın ya da kapı dışarı edin! Yarı içtenliğe dayanmam zor benim.



Neymiş efendim? Hiçbir işin sonunu getirmemişim. Siz başlamayı bile göze almadınız.



Acaba iyi şeyler olacak mı?

Hayır! dedim kendi kendime.

İyi şeyler birdenbire olur.

Bu kadar bekletmez insanı.



Kendinden veriyorsun ve durmadan ekliyorsun. Oysa bazı insanlar, oldukları gibi kalarak, elde ederler istediklerini. Ben, kanımı süzerek veriyorum.



Seni görmek istiyordum kısacası. İnsanı görmekle bazı şeylerin ağırlığına dayanabilir, avunabilir, hayal kurmaya devam edebilir. Sen anlamazsın tabii. Anlamak için, insanın bazı eksik yönleri olmalı.



Bir trajedinin içinde olduğumuzun farkında bile değiliz. Çok güzel yaşayıp gittiğimizi sanıyoruz.



Bir temel ilkeden yola çıkmak gerekirse, bu temel ilke ancak şu olabilir: kendini çözemeyen kişi kendi dışında hiçbir sorunu çözemez.



Ne kadar çok insana içerliyorum bir bilseniz.



Hep yapması gereken çok şey olduğunu hissedip, hiçbir şey yapmak istemeyen biriydim.



Tanımlayamadığım, bir ad veremediğim duygular yüzünden ne kadar üzülmüştük.



Ben her şeyi hem görüyor, hem de ümitsizce öyle olmadığının söylenmesini bekliyorum.



Arada boşluk bırakma sakın...Tehlikeli oluyor benim için. Hep benim yanımda ol.



Bazen sana kırgın olduğumu unutup özlüyorum.



Bu işleri benden daha iyi bilirsiniz, söyleyin bana: hangisi daha güç: Ağlatmak mı, güldürmek mi?



İnsanlardaki zavallılığı, önce çocuklar seziyor galiba. Delileri de önce onlar kovalar.



Ne demek yazmak? Yazmak, kendi düşünceleriyle ilgili bir belge ortaya koymak. Ne kadar ürkünç bir iş. Kafamın içinde belirsiz yaratıklar olarak yüzen ve sadece var olmalarıyla yetindiğim cisimciklerin resmini çizmek. Rüyaların resmini çizmek kadar güç.



Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. Tedirgin etme beni. Bu sefer geride bir şey bırakmadım. Tasımı toprağımı topladım geldim. Neyim var neyim yoksa ortaya döktüm. Beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim.



- Vazgeçmeli miyim?

- Vazgeçilebilir mi?

- Vazgeçmeler gidenler içindir efendimiz, siz sevmelere devam etmelisiniz...

- O halde sevelim Olric



- Ben ölünce beni onun gamzesine gömün Olric.

- Siz öldükten sonra gülecekse külleriniz okyanusa daha çok yakışır efendimiz.



İnsanın aklına birtakım kelimeler gelmesi başka, düşünmek başka.





https://bylge-images.s3-eu-west-1.amazonaws.com/next-eb863140-8da2-11ea-88e5-c3989f1eeaf7.jpeg
İstanbul

En güzel sözlerin ustası...

https://bylge-images.s3-eu-west-1.amazonaws.com/next-eb863140-8da2-11ea-88e5-c3989f1eeaf7.jpegİstanbul senin desteğini bekliyor.
İçerik paylaşarak para kazanmanın kolay yolu 💰