Patatesin Kısa Tarihi

05/01/20204 dakikalık okuma



Patates Amerika kıtasına özgü ve dünyanın her yerinde üretilebilen ve bulunabilen bir bitki türüdür. Patatesin menşei tam olarak bilenmesede Peru’nun Güneyi ve Bolivya’nın Kuzeyi arasındaki bölgenin, ki bölgeye Andes denmektedir, olduğu sanılmaktadır.



Patates’in ilk olarak Amerika kıtasındaki yerlileri tarafından M.Ö 10000-7000 yılları arasında bulunduğu varsayılmaktadır. İlk defa bir tarım ürünü olarak üretilmeye ve tüketilmeye Inca’lar tarafından başlanmıştır. Inca’lar patates “papas” adını vermişlerdir, bu kelimenin Türkçe karşılığı ise “Yumru” anlamına gelmektedir. Günümüzde ise Dünya’nın temel gıdaları arasında yer alan patates. Dünyada mısır, buğday ve pirinçten sonra en fazla üretilen ve tüketilen besin maddesidir. Günümüzde ise patatesin dünya üzerinde üretilen 1000 farklı türü bulunmaktadır



Avrupanın, Patates ile tanışması ise 16.Yüzyılın ortalarında denk gelmektedir. İspanyol kaşifleri, Güney Amerikaya altın ve gümüş bulmak için yaptıkları keşifler sırasında Güney Amerika’nın dağlık bölgelerinde bu bitkiye rastlamışlar ve daha sonra ise gemilerlerle Avrupa kıtasına taşımışlardır.



Patates avrupa getirildikten sonra ilk olarak halk ve yönetim tarafından hem bilinmeyen bir tarım ürün olması hemde şeklinden dolayı çok çabuk kabul görmemiş ve hemen üretime geçilmemiştir. Bu yüzden patatesin avrupa’ya yayılma süreci yılları almıştır. İspanyollar tarafından enerji ve mineral bakımından yüksek olduğu o dönemde farkedilmiş, ilerleyen dönemlerde askerlerin ihtiyaçlarını karşılamak için kara ve deniz kuvvetlerinde kullanmaya başlamışlardır.



İspanyollar tarafından 16.yüzyılların ortalarında Avrupa kıtası ile tanıştırılan patates zaman geçtikçe diğer avrupa ülkelerinde de ekilmeye ve tüketilmeye başlanmıştır. Patates’in ilk olarak kabul gördüğü ülkeler arasında Almanya, Belçika, İngiltere ve İrlanda yer almıştır.





Her ne kadar Avrupa’daki ülkelerince tanınmaya ve ekilmeye başlansa bile halkın her kesimini tarafından ise kabul görmemiştir. 17.yüzyılda patates, hastalık yapan, uyuşturan, steril olmayan, erken ölümlerin sorumlusu, cadı yiyeceği ve ekildiği toprağı tekrar kullanılamaz hale getiren bir bitki olarak halk arasında yayılmıştır.



O dönemdeki kötü şöhretine karşın, bu temel gıdanın ilk önemini Fransızlar anlamıştır. Fransızlar, özellikle savaş döneminde hem halkı ve hem de askerleri beslemek enerjisi yüksek, kolay depolanabilen, kullanımına göre uzun süre saklanabilen ve ucuz bir ürün olarak ele almışlardır.



Prusya savaşlarında, Ruslara beş kere esir düşen ve esir hayatı boyunca sürekli patates yemek zorunda kalan Fransız botanikçi Antonie-Augustin Parmentier, özgür kaldıktan sonra hayatının çoğunun patates üzerindeki yoğun incelemelere adamıştır. Patates üzerinde araştırmalarından sonra patatesin söylenildiği gibi sağlıksız olmadığını, patatesin kötü ünün hakkından bilinenlerin tamamen yanlış olduğunu ve sadece askeriyede değil içinde bulundukları savaş döneminde halkı beslemek için süper bir besin gıdası olduğunu , Kral 16.Louis’e anlatmaya çalışmıştır. Ekiminin mutlaka yapılmasını elindeki incelemelerinde göstererek ikna etmeye çalışmıştır.



Kral 16.Louis , Parmentier’in dediklerini kanıtlaması için ona 100 dönümlük bir arsa tahsis etmiş ve bu arsanın korunması ve sürekli gözetim altında tutulması için askerlerle muhafaza altına almıştır. Kimi tarihçilere alanın askerler muhafaza altına alınmasındaki neden patates’in aslında Kral 16.Louis tarafından tamamen sağlıklı bir besin maddesi olarak görüldüğü ancak halk tarafından benimsenmesi ve kabul görmesi için tarla etrafına askerler yerleştirerek halkın merak duygusunu kamçılamıştır.



Kral 16.Louis’ın yaptıkları tamda kendinin beklediği gibi olmuş, halk tarafından askerler tarafından korunan bir bitkinin değerli ve zararsız olacağı kanaati kafalarına yerleşmiştir. Toplumun patates hakkındaki yanlış ve temelsiz bilgileri kaybolmuş ve halk tarafından fazlasıyla tüketilmeye ve üretilmeye başlanmıştır.



İlerleyen yıllarda patates şöhretine şöhret katmaya başlamış, hatta o dönemde Fransa Kraliçesi Marie Antoinette patates çiçeklerini kendi saç buklelerine takarak yeni bir akımında başlangıcı olmuştur. Kraliçe’ye gören soylu kadınlar Marie Antoinette özenip bir süre saçlarına patates çiçekleri süslemişlerdir.



19. yüzyıla gelindiğinde ise patates Avrupanın temel gıdası olmuştur. Öyle ki İrlanda’da işçiler ve yoksul halk sadece patates ve süt ile beslenmişlerdir, yani çoğu ailenin yaşamı ve kaderi patatese bağlanmıştır. Patatesin İrlanda’da bu kadar yoğun kullanımı aynı zamanda büyük bir felaketi de beraberinde getirmiştir.1845-1849 yılları arasında İrlanda’da yaşanan Büyük Açlık döneminde ülkedeki ekilmiş olan patateslerin neredeyse tamamı hastalık geçirmiş, bunun sonucunda İrlanda’da 1 milyon insan açlıktan ölmüş, 1 milyon insanda Avrupa’nın farklı bölgelerine göç etmek zorunda kalmıştır.



Kimilerine göre ise patates’in Batı’nın hızlı yükselişindeki rolü inkar edilemez.Kimi araştırmacılara göre Avrupa'nın o dönemde yaşamış olduğu hızlı nüfus artışını besleyebilecek ve yüksek enerji verebilecek yegane besin maddesi patatestir. Kim bilir belki 17. ve 21. yüzyılda Batı’nın hızlı gelişimindeki en büyük övgüyü insanlar değil Patates hakediyordur.





https://bylge-images.s3.amazonaws.com/tree-736877_1280.jpg
natu

Doğa, Hayvan ve Bitkiler Hakkında Genel Bilgiler

https://bylge-images.s3.amazonaws.com/tree-736877_1280.jpgnatu senin desteğini bekliyor.
İçerik paylaşarak para kazanmanın kolay yolu 💰